Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 26 Mayıs 2017, Cuma
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

Yanlıştan Dönüş (HSYK Düzenlemesi)

25 Aralık Girişimi’nin ardından "Adli Kolluk Yönetmeliğinde” değişikliğine gidildi ve hemen akabinde Barolar Birliği bu yönetmeliğin iptali istemiyle Danıştay’a dava açtı.

TMK kapsamına girmeyen 25 Aralık soruşturmasını Başsavcılıktan gizli yürüten TMK Savcısı’nın, Başsavcı Çolakkadı ve İstanbul Emniyeti’ni suçladığı bildirileri dağıttığı sırada HSYK’nın 13 üyesi korsan bir bildiri yayınladı. Üstelik Danıştay, Adli Kolluk Yönetmeliği ile ilgili karara varmamışken karara etki edecek türden bir bildiri ya da bir nevi muhtıra!

Tarafsız olması gerekenlerin tarafını alenen belli ettiği bir ortamda HSYK ilgili düzenleme kaçınılmazdı.

Bu minvalde, daha ilk adım atılır atılmaz, HSYK Başkanvekili’nin 66 sayfalık yeni bir bildiri yayınlaması, bu düzenlemenin ne kadar haklı sebeplere dayandığının en büyük kanıtı niteliğinde…

"Yargıda tek adam dönemi, yargıya siyaset karışacak, yargı tarafsızlığını yitirecek” gibi şikayetlerin yersiz hatta maksatlı olduğunu anlamamız için Avrupa Birliği ülkelerinde yürürlükte olan yargı modelleri ile ilgili birkaç örnek vermek isterim…

Belçika Yüksek Yargı Konseyi, 44 üyeden (22 üye Flemenkçe konuşanlardan 22 üye Fransızca konuşanlardan) müteşekkildir. 22 üye yargı mensuplarından 22 üye ise hukuk kökenli isimlerden seçilir. Liste Adalet Bakanı tarafından önerilir ve konsey bunu Kral’a sunar.

Hollanda Ulusal Yargı Konseyi, 5 üyeden oluşur. Üyelerin üçü (başkan dahil) yargı mensuplarından, ikisi ise Hukukçulardan seçilir. Tüm üyeleri 6’şar yıllığına Adalet Bakanı atar.

İspanya Yargı Genel Konseyi, 20 üye ve bir başkandan oluşur.

20 üye de Parlamento’nun tavsiyesiyle Devlet Başkanı tarafından atanır. 12 üye Yargı mensuplarından, 8 üye de hukukçular arasından seçilir. Konsey, parlamentoya karşı sorumludur ve konsey başkanı her yıl parlamentoyu bilgilendirmek zorundadır.

İtalya Yüksek Yargı Konseyi,
27 üyeden oluşur. Devlet Başkanı aynı zamanda Konsey Başkanı’dır. Yargıtay Başkanı ve Yargıtay Başsavcısı Konsey’in doğal üyeleridir.

16 üye Yargı mensupları tarafından kendi aralarında seçilir. 8 üyenin seçimi için, Siyasi Partiler , yargı dışından en az 15 yıllık hukukçulardan oluşan isimleri Parlamento Genel Kurulu’na sunar. Seçim, gizli oy sistemiyle yapılır..

Polonya Ulusal Yargı Konseyi, 25 kişiden oluşur. Konsey; Yargıtay Başkanı, Adalet Bakanı, Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı, Devlet Başkanı’nın doğrudan atadığı 1 üye, 15 Yargı mensubu, 4 milletvekili, 2 senatörden müteşekkildir.

Konseyi, önerilen adaylar arasında atama yetkisi Devlet Başkanı’ndadır.

Portekiz Yüksek Yargı Konseyi 17 kişiden(Başkan dahil) oluşur. 2 üyeyi doğrudan devlet Başkanı atar, 7 üye ise Parlamento tarafından seçilir.

Yüksek Yargı Konseyi, Parlamentoya yıllık rapor sunmak durumundadır.

İsveç Ulusal Mahkemeler Yönetimi, bir genel müdür, 6 hakim, 2 parlamenter, 2’de Sendika temsilcisi olmak üzere 11 kişiden oluşur. Atamaları bizzat hükümet gerçekleştirir.

İrlanda Yargı Konseyi, 9’u yargı mensubu 17 kişiden oluşur. Başkan Parlamentoya karşı sorumludur. Hakimlerin ve adli personelin atanması ile ilgili hiçbir yetkisi yoktur.

Görüldüğü üzere Avrupa Birliği ülkelerinde de, yüksek yargı üyelerinin önemli bir kısmı parlamento tarafından hatta bazı ülkelerde parlamenterlerin bizzat katılımıyla seçiliyor. Atama işlemlerini ise genellikle Devlet Başkanları ya da Adalet Bakanı yapıyor.

Başbakan Erdoğan, 2010 referandumunda HSYK ile ilgili yapılan yanlışı, Manisa Salihli’de sarfettiği şu sözlerle belirtti:

"Maalesef yargının içinde de yürütmenin içinde de çürük var. Bunları buldukça temizledik temizliyoruz. Yargının da bunu yapması lazım. AmaHSYK'da yetkilerini başka türlü kullanmaya başladı.HSYK başsavcının açıklamasından sonra 138. maddeyi çiğneyip Danıştay'ı baskı altına alıyor. Bir yanlış yaptık.HSYKonu da denetleyen mekanizma vardı. Biz demokrasinin gereğini yapalım dedik Adalet Bakanlığı'nın elindeki yetkiyi devrettik. Orada yanlış yaptık. Kimsenin denetimsiz kalmaması gerekir. Bu ülkede başbakan denetlenecek, bakanlar denetlenecek, parlamento üyeleri denetlenecek bu beyler denetlenmeyecek. Olmaz."

Konu ile ilgili son söz Beşir Hoca’dan : Değişiklik konusunda kararlıyız, geri adım atmak yok!

ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN!

2014-01-11 16:16:10
Okunma Sayısı: 26295
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.