Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 23 Temmuz 2017, Pazar
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

Türkiye'nin Dış Ticaret Seçenekleri ve Bosna Hersek -1


Merhaba değerli okurlar.

Türkiye’nin kalkınması için, öncelikli olarak dış ticaretin, ihracat yönünden gelişirken, ithalat yönüyle de kontrol altında tutulması, nerdeyse son 10 yıldan bu yana bizim en önemli önceliğimiz durumunda.

Peki, Türkiye’nin kalkınmasını, sadece Türkiye’nin kalkınması olarak mı algılamalıyız?

Elbette hayır.

Türkiye’nin kalkınması ve ekonomik olarak küresel bir güce dönüşmesi, çok yönlü pozitif ve negatif sonuçlar doğuran bir süreç. Pozitif sonuçlar; elbette ülkemiz ve ülkemizin yakın ilişkide olduğu, sıkı tarihi ve kültürel ve (bazılarıyla da )ekonomik bağlarımızın geçerli olduğu, dost ve kardeş tabir edilen ülkeler için geçerli. Negatif sonuçlar ise elbette ticari ve siyasi rakiplerimiz için.

BOSNA

Bunun en canlı örneklerini, bilhassa Balkan, Ortadoğu, bazı Afrika ve Türk Cumhuriyetlerinde yakından görebiliriz. Yakın geçmişte, çok büyük bir yıkım ve 21.yüzyılın en kanlı insanlık dramlarından birini yaşayan, Osmanlı mirası, Bosna Hersek, her açıdan güzel bir örnek.

Dağılan Yugoslavya’nın ardından, bağımsızlığını ilan eden cumhuriyetlerden birisi olan Bosna Hersek’te, üç etnik halk olarak, Müslüman Boşnaklar (% 48), Sırplar ( 37) ve Hırvatlar (14.5) yaşıyor. Ancak, 90 lı yılların başında, cumhuriyet içersinde yer alan üç etnik gruptan biri olan Sırpların aşırı milliyetçileri, Sırbistan’ın askeri desteği ile, Avrupa’nın ortasında yer alan bu son Osmanlı mirası Müslüman halkı buradan söküp atmak için yaptıkları katliam ve soykırım uygulamaları ile üç- dört yıl içinde nerdeyse bütün Bosna Hersek’i yakıp yıkıyorlar. Büyük acılar yaşandı. Sonradan, artık yaşanan büyük drama, bütün dünya şahit olmaya başlayınca, önce BM ve arkasından NATO’nun müdahalesi ile Sırplar ve Sırp Çetnikleri püskürtülüyor ve ülke, kademeli bir süreçle, barış ortamına kavuşuyor.

Ancak, üçlü etnik yapı ve her yapıyı temsil eden dini ve milli bağlılığa ve ilgiye sahip diğer ülkelerin desteği, bu küçük ülkeyi bu gün de bir kaos ortamında tutuyor.

Her neyse. Yazımızın amacı Bosna Hersek’in siyasal ya da sosyo-kültürel yapısını analiz değil elbette. Ekonomi ile ilgisi, bizim bakış açımızı ve konuyla bağımızı oluşturuyor.Biz, biraz Bosna Hersek in ekonomik yapısına bakıp, arkasından başlıktaki konumuza bağlayacağız.Savaş döneminde, daha öncesinden mevcut olup, Tito döneminden kalan ve savaşla birlikte yıkılıp yakılan, binaları, fabrikaları, yolları, tren yolları, altyapısı tahrip edilen Bosna Hersek, daha sosyalizm döneminin ataletini üzerinden atamadan, bu yıkımla karşılaşınca, iyice yoksullaşıyor. Ticareti yeterince tanımayan ve kapitalizme aşina olmayan, Tito sosyalizminin kısmen güvenli dünyasına alışkın halk, savaş sona erdiğinde, uluslararası yardımlar ve birde, yurtdışına göç eden ve orada çalıştıklarından elde ettikleri kazancı, ülkesine gönderen Bosna’lılar sayesinde, ülke ekonomisi ayakta duruyor ilk başlarda. Aslında bu gün bile bu tablo çok da değişmiş değil. Ama, sanayi, altyapı, turizm, madencilik ve ormancılığı, tarımı geliştirme yönünden de çalışmalar yapılıyor.

Bosna Hersek, doğal kaynaklar yönünden zengin bir ülke. Ülkede, oldukça zengin ormanlar var ve mobilyacılık için uygun sert ve yumuşak ağaçlara sahip. Ekilebilir ve sulanabilir verimli arazi de ciddi büyüklükte ama yeterince değerlendirilemiyor. Ülkede, dağlardan beslenen çok sayıda nehir var, jeolojik yapısından dolayı da hidroelektrik üretimine çok uygun. Demir ve kömür madenleri, kaliteli alüminyum yatakları var. Demir, kurşun ve manganez yatakları da mevcut. Ülkede işsizlik çok yüksek, %47.3 ve istihdam, en büyük sorunlardan bir tanesi. Dünyada iş yapma kolaylığı sırlamasında 200 e yakın ülke arasında 126. Sıralarda ve yıllık 5.5 milyar USD ihracatı 10 milyar USD civarında da ithalatı var. Türkiye’nin, Bosna Hersek ihracatındaki payı, % 1.8, ithalatındaki payı ise % sadece 2.9. Yani daha yolun başındayız, yapacak çok iş var. Bütün bu temel verileri de aslında bunun için verdim.

Bu yazılarımda, biraz ülke açısından ticari faaliyetler kadar dış yatırımların önemine değineceğiz, İthalat ve ihracatın gelişmesi, cari açığın azalması ve dış borçların ödenmesi elbette dönemsel çözüm ve refah yönünden önemli. Ya sonrası.

Uzunca bir süre sosyalizmin kurallarının geçerli olduğu temel ekonomik sistem, ardından yaşanan müthiş yıkım ve ülkenin arz ettiği etnik ve siyasi yapı ekonomik kalkınmanın önündeki en büyük engeller olarak görünüyor. İşte, sonrası dediğimiz noktada bunlar önemli. Bunlardan ikisi, geride kaldı ve yaralar, bir şekilde sarılıyor. Yani, ilacı biraz da zaman. Ama diğerleri, ülkenin yatırım ekosistemi açısından, üretim ve ihracat faaliyetleri açısından ve Türkiye açısından önemli.

Murat Yetişgin
Mail: muratyetisgin@gmail.com
Twitter : Muratwiitt
2014-09-02 23:36:43
Okunma Sayısı: 13361
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.