Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 28 Mayıs 2017, Pazar
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

Suriye iç savaşı ve Türkiye ekonomisi

Zaman zaman, medyada yer alan haberlerden, Türk halkında, Suriye’li muhacirlere karşı negatif bir hava oluşturulmaya çalışıldığını hissediyoruz.

Bir ülkenin, kendi bütün meselelerini halletmişçesine, biraz da göğsünü gererek, yüzbinler, hatta milyonlara varan sayıda insanı, insani ve vicdani bir sorumlulukla, uzun süreli konuk etmesi, ister istemez bir çok sorunu beraberinde getiriyor. Bu sorunlar bazen tahammül edilmesi çok zor boyutlara da varabiliyor. Ama biraz düşünürsek, asıl zor olanın, kendi evini, işini gücünü, ekmeğini, sevdiklerini eşini dostunu, hatta canlarını bırakarak, yabancı topraklarda sığıntı olması olduğunu anlarız. En yakınlarını ya toprağa, ya da Esed şeytanının zulmüne terketmek zorunda kalan mazlumların yanında, başkalarının acısını ve durumunu ve kendilerine gösterilen misafirperverliği, istismar ederek, misafir edildikleri yerlerdeki insanları rahatsız edebiliyorlar. Çünkü, bizde her tür insan olduğu gibi gelenlerin içinde de, her tür insan var. Onurlusu, gururlusu, eğitimlisi, ahlaklısı ve imanlısı yanında, en aşağılık olanları, sömürücü ve istismarcıları, cahilleri de var… kimsenin alnına da, doğal olarak, sınırdan girerken damga vurulmuyor.

Bunca giriş faslından sonra gelelim esas konumuza.

Suriye’den gelen muhacir kesimin içinde, Türkiye’yi ekonomik olarak ilgilendiren 2 önemli kesim var.

1-Suriyeli yatırımcı ve iş adamları, 2- Suriye’li, yetişmiş, nitelikli işgücü.

Bundan 1 yıl kadar önce, Gaziantep, Kilis, Adıyaman bölgesinde, bölgeden iş adamları ile yaptığım görüşmede, " ….Elbette savaşın binlerce kötü etkisi var ama bizim açımızdan bir iki iyi yönü olduysa, o da çalıştıracak adam bulmakta zorlanıyorduk, binlerce, on binlerce Suriye’li işçi imdadımıza yetişti " demeleri dikkat çekiciydi. Gaziantep, özellikle sanayiinin ciddi yoğunlaştığı bir metropole dönüştü. Bölgeye civar illerden bile servis konularak işçi getirildiğini biliyordum ama Suriye’li istihdamı konusu, hiç bu kadar net dile getirilmemişti. Elbette bu işçilerin çalıştırılma koşulları, bir başka yazının konusu. Ama, bu gün ülkemizde kaba bir hesapla, resmi ya da gayrı resmi, 300-400 bin civarında hatta ihtimal, daha da fazla, Suriye’li işgücünün istihdam edildiği söylenebilir. Bu çok ciddi bir rakam.

Birde bu terazinin diğer tarafı var.

Suriye’den gelen yatırımcı ve sanayiciler. İç savaş başladığından bu yana Suriye de, 500-600 civarında irili ufaklı sanayi tesisi ya kapandı ya da bombalandı, yakıldı, yıkıldı. Her hâlükârda, yetişmiş bir iş adamı ve girişimci göçü yaşandı ve bu göç, Türkiye, Ürdün, Mısır, Lübnan gibi ülkelere kaydı. İrili ufaklı, esnafı sanayicisi derken 30-40 bin civarında Suriye’linin Türkiye de işyeri açtığı hesaplanıyor. Bunlar çok ciddi rakamlar. Bu rakamların en önemli yönü ise, bizim açımızdan, Türkiye’nin ihracat kapasitesine ve dolayısı ile ekonomik büyümesine sağlayacağı katkı. Suriye’li yatırımları, turizm, kimya, tekstil, gıda, tarım ve inşaat alanında yoğunlaşıyor. Suriye’li firmalar, TTK ya göre kurulduklarından ve Türk firması statüsünde olduklarından, her tür devlet destek ve teşviklerinden de rahatlıkla yararlanabiliyorlar.

Suriye’deki savaş, insani dramatik boyutu bir yana, bir ihracat pazarı olarak Türkiye’nin ihracat hedeflerine darbe vurmuş olsa da, ekonomik büyümemize istihdam ya da yatırımcı yönünden katkı ile durumu dengeliyor sayılabilir.

Bizim basın’da, Suriye’li işadamlarının bu ilgisinden bol bol haber malzemesi çıkarıyor;

"Savaştan kaçan Suriyeli işadamları dolarları katır sırtında Türkiye'ye getiriyor." (Sabah)

"İç savaştan kaçan Suriyeli işadamları işlerini Türkiye’ye taşıdı. 2013’ün ilk 7 ayında Suriyelilerin Türkiye’de kurdukları şirket sayısı 3 kat arttı. Suriyelilerin yatırım tercihi İstanbul, Gaziantep, Mersin, Hatay ve Bursa oldu”(Milliyet)

"Suriyeli işadamları, iç savaşla birlikte düşen üretim maliyeti fırsatını Gaziantep'te ihracata dönüştürüyor. Antep'te ofis kurup Lazkiye'den sevkıyat yapan şirket sayısı kısa sürede 100'ü aştı” TimeTürk

"Ekmek kapısı Türkiye

Suriye'deki iç savaş ülke ekonomisini yerle bir etti. Yüzbinlerce kişi işini kaybetti. Ülkesini terk eden iş adamları ve esnaf da gittikleri ülkelerde sıfırdan başladı. En çok tercih ettikleri ülke ise Türkiye oldu. ( Al Jazeera)

"Suriyeliler hep sıkıntı değilmiş…Parasını beraberinde getiren de varmış… " (el-aziz)

Ve daha benzeri pek çok haber, analiz, yorum.

Uzun istatistiklere analizlere girmeden, doğrudan söylenecek bir şey varsa, Suriye kısa vadede Türkiye’ ye büyük maddi manevi sıkıntılar getirse de, olumlu yanlarını görmezden gelemeyiz. Bilhassa küresel rekabette, kendimize yeni partnerler aradığımız ve ihracat odaklı büyüme hedefleri koyduğumuz bu dönemde, her tür ekonomik desteği iyi değerlendirmek zorundayız.

Yakın bir gelecekte, Türkiye, yıllık500 milyar dolar ihracata hazırlanıyor. Kaba bir hesapla, şimdikinin üç katı kadar, ihracat için üretimden bahsediyoruz. Bunun açık anlamı, uluslar arası rekabet için, Türkiye’de, büyük ölçüde nitelikli ve de ucuz işgücüne ihtiyaç var. Bizim hesaplarımıza göre, 2023 hedeflerine doğru, milyonlara varan sayıda yabancı işgücüne ihtiyacımız olabilir. Ekonomik açıdan bölgenin lokomotifi olmaya aday bir Türkiye için aslında bu beklenen bir durum olmalı. Suriye kökenli olsun, diğer ülkelerden olsun çok daha ciddi anlamda yabancı çalışan istihdamına da, yatırımcı, sanayici, girişimci katkısına da hazır olmamız lazım.

Şimdiden, hem hukuken mevzuat altyapımızı, hem de kendi eko-sistemimizi buna hazırlarsak, çıkabilecek fırsatları daha iyi değerlendirebilir ve küresel bir güç adayı olarak büyüyen Türkiye’nin önünü açabiliriz.


2014-09-10 11:26:21
Okunma Sayısı: 15152
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.