Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 22 Ağustos 2017, Salı
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

Suriye Denkleminde Strateji Oyunları

SURİYE DENKLEMİNDE STRATEJİ OYUNLARI

 

Barzani’nin tarihi Diyarbakır ziyaretinden BDP/PKK/PYD ‘nin memnuniyet duyduğunu söylersek fazla iyimser oluruz. BDP’nin karşılama merasimi içinde olmaları, biraz da kendilerini mecbur hissetmelerinden zira bölge halkının Barzani’ye bir sempatisi var ve bu ziyaret bir ilk.Yaşanılacak aksi bir durumda, yerel seçimler öncesi bunu tabanlarına izah edemezlerdi. Barzani’nin tarihi ziyaretinin Bölgede sevinçle karşılandığı aşikar. Bunun içindir ki bu ziyaretin etkisini kırmak için gerek BDP gerekse Kandil tarafından açıklamaların gelmesi ise muhtemel.

Selahattin Demirtaş,"Türkiye'nin dış politikası özellikle Suriye'de Kürt birliğini dağıtmaya yöneliktir. Sayın Barzani'nin böylesi çirkin oyunlara gelmeyeceği inancındayım. Suriye Kürdistan'ındaki gelişmeler Türkiye'yi olumlu etkileyebilir. Hükümetin oradaki gelişmeleri pozitif bir şekilde ele alırsa Türkiye'deki Kürt sorunun da çözümü kolaylaşır. Suriye'deki Kürtleri Türkiye'nin kabul etmesi lazım artık. Sınırlara Patriot koymak, çetelerle gizli katliamlar yapmak yerine PYD ile Yüksek Kürt Konseyi ile görüşmesi lazım. Ama yok ben oradaki Kürt oluşumunu dağıtacağım diye bir kez daha entrikalar içerisine girerse hem Türkiye'de hem de Suriye'de Türkiye kaybedecektir"sözleri BDP’nin, Türkiye’nin Suriye Kürtler’inin temsilcisi olarak PYD’yi görmesini, Barzani’nin de bu çizgiye gelmesi noktasında beklentisini dile getiriyor.

Mart 2011’de Suriye’de rejime karşı ayaklanmalar başlayınca , Esed, Kürtlerin ayaklanmaya katılmaması amacıyla 6 Nisan’da ikiyüz bin kadar Kürde ilk defa Suriye vatandaşlığı hakkını vererek bir nevi gönül kazanma(!) yoluna gitti. Müebbet hapis cezası verilen sürgündeki PYD lideri Salih Müslim’i affetti. Tabi bu affında bir karşılığı olmalıydı elbette. PYD’ye Kürt Bölgesi’nde rahat hareket etme alanı açıldı. (Barzani’nin Diyarbakır ziyareti öncesi, PYD’ye yönelik; "Demokratik Birlik Partisi (PYD), Rojava'da devrim yaptığını iddia ediyor. Kime karşı kazanılmış bir devrim bu? Tek yaptıkları şey, rejimin onlara teslim ettiği yerlerde söz sahibi olmak" açıklaması bu rahat hareket alanlarının nasıl elde ettiğinin de bir nevi izahı)

Asıl niyet ise Murat Karayılan’ın açıklamalarında gizli "1945’ten 1963’e kadar Suriye’de birçok kez rejim değişmiş ancak Kürtler bundan hiçbir şekilde istifade edememiştir. Şimdi tarihi bir fırsat söz konusudur. Kürtler burada temel yasal haklarını elde edebilir, bir halk olarak tanınabilir. Fakat bunun için Kürt birliğinin, bir Kürt stratejisinin sağlanması gerekmektedir. Kürtler hemen bir taraf olmamalı. Saldırı yerine öz savunmasını geliştirmelidir” yani bir yandan Esed’in yanında görünürken diğer yandan da Esed sonrası için planlanmanın hazır edilmesi…

Kürt sorununa demokratik çözüm bulunması ve Suriye Devrimi’nin bir parçası olması amacıyla 26 Ekim 2011’de 11 Kürt partisinin katılımıyla Kürt Ulusal Konseyi kuruldu. (21 Mart 2012 itibariyle 4 partinin daha katılımıyla bu sayı 15 oldu) Bu konseyin içinde olmayan Suriye Ulusal Konseyi(SUK) üyesi olan Geleceğin Partisi (Suikaste kurban giden Meşal Temo’nun partisi) ve PYD’dir. Yeri gelmişken Meşal Temo’nun öldürülmesi ile ilgili, ANF’de "İstanbul’da kurulan ve Batılı güçler ile Türkiye’nin desteklediği Suriye Ulusal Konseyi (SUK)’nin Kürt üyesi Meşal Temo” ifadesi kullanılmıştı. Bunun yanında, PYD; yapılan tüm açıklamalarında SUK içindeki Kürt temsilcileri "işbirlikçi” olarak adlandırıyordu.

29 Ocak 2012’de Erbil’de bir konferansta konuşan Mesut Barzani "Siz neye karar verirseniz biz bunu destekleriz. Sizden tek istediğimiz birlik ve beraberlik içinde hareket etmenizdir. Haklarınızı şiddetten uzak bir şekilde, diyalog yoluyla elde etmeye çalışın ve particilikten uzak millet çıkarı için çalışın. Biz bu sene içinde Kürt ulusal konferansını gerçekleştireceğiz. Bu konferansta Türk, Arap ve Fars kardeşlerimize dostluk eli uzatıp bütün dünyaya Kürtlerin barışsever bir halk olduğunu göstereceğiz. Silah ve şiddetin zamanı geçti, kimsenin Kürt halkının varlığını inkar etme gibi bir lüksü yok." sözlerine yanıt çok geçmeden KCKden geldi. "Erbil’de gerçekleşen ve sadece belli bir kesimi kapsayan, halkın çoğunluğunu kapsamayan konferansın Kürt halkının birliğine karşı bir darbe niteliğinde olup, parçalılığı derinleştiren bir girişim olduğu ve hatta daha ileri giderek Kürt birliğini dinamitleyen bir girişim olmuştur.”

11 Temmuz 2012’de, 15 partinin oluşturduğu Kürt Ulusal Konseyi(KUK) ve PYD arasında, Suriye’li Kürtler arasındaki iç kavgayı önlemek, Suriye’deki Kürt Bölgeleri beraberce yönetmek amacıyla " Erbil Anlaşması” adı altında Kürt Yüksek Konseyi(KYK) kurulmasına karar verildi. Fakat PYD anlaşmaya rağmen diğer partilere olan mesafesini korudu. PYD’ye bağlı silahlı Halk Savunma Güçleri(YPG), ittifakla kurulan KYK’nın emirlerine hiçbir zaman uymayacaklarını belirtti. Tek kurşun atmadan rejim güçlerinin boşalttığı yerlere yerleşen PYD’nin bu gücü paylaşmaya hiç niyeti yoktu. Mayıs 2013’de, Barzani’ye yakın Suriye Kürt Demokrat Parti’li 75 kişi yasal olmayan yollardan Suriye’ye girdiği gerekçesiyle PYD tarafından göz altına alındı. Bunun üzerine Barzani, "Her geçen gün kötü niyetle silahlandılar. Hatta bununla kalmadılar Kürtleri öldürdüler, kaçırdılar, gözaltına aldılar. Diğer siyasi parti üyelerini hayat hakkı tanımadılar" diyerek sert bir açıklama yaptı ve akabinde Peshabur sınır kapısını kapattı.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken geçtiğimiz Temmuz ayında sınıra yakın Rasulayn kasabasına asılan PYD bayrağı Türkiye’de büyük rahatsızlık uyandırdı. Türkiye ile gerilim yaşanmasını göze alamayan Müslim, Barzani aracılığıyla Türk yetkililerle görüşme isteğinde bulundu. Barzani bu isteği Ankara’ya bildirdi ve MİT ve Dışişleri yetkililerinin katıldığı ilk görüşme Erbil Türk Konsolosluğu’nda gerçekleştirildi. Tutuklanmama ve Güvenliğinin sağlanması güvencesiyle Erbil konsolosluğu aracılığıyla Salih Müslim İstanbul’a getirildi. Dışişleri ve İstihbarat yetkilileriyle görüştü.Sınırda defakto bir duruma göz yumulamayacağı, özerk ya da federatif bir yönetimin ise ancak Esed'in yönetimden uzaklaştırılmasından sonra ele alınabileceği kendisine iletildi.Bu görüşmeden 6 gün sonra PYD Eş Başkanı İsa Hüsso, Kamışlı Korniş mahallesindeki evinin önünde saat 06:00 sularında aracının ön kısmına yerleştirilmiş bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti. İlk akla Nusra gelebilir ama bu tarz profesyonel bir infazı, daha çok bomba yüklü araçlarla kalabalığın arasına dalarak eylemlerde bulunan Nusra’nın yapmış olma ihtimali çok zayıf hatta hiç yok. İstihbarat kaynaklı bir infaz olduğu neredeyse kesin gibi lakin sebeb-sonuç ilişkileri daha dikkatli analiz edildiğinde bunun Savak’ın ya da Muhaberat’ın yapmış olabileceğini de düşünmüyorum. Daha üst düzey bir istihbarat örgütünün işi gibi gözüküyor.

Türkiye’nin Kürtler de dahil Suriye’de ki muhalif gruplara yönelik 3 temel beklentisi daha doğrusu kırmızı çizgisi var.

-Rejime destek verilmemesi

-Seçilmiş bir Suriye parlamentosu oluşana kadar herhangi bir emrivaki sürecin içinde olunmaması

-Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek bir faaliyet içinde olunmaması.

PYD’nin, Kürtlerin tek temsilcisi gibi gösterilmesi çok yanlış bir algı kaldı ki kendi tarafında olmayan Kürtlere olan baskısı da bilinen bir gerçek. PYD’nin Erbil Anlaşmasına uymadığını belirten Barzani; "Ancak üzüntüyle belirtmeliyim ki PYD, o anlaşmaya bağlı kalmadı, bütün tarafları dağıttı. Silah zoru ve rejimle yaptığı gizli anlaşmalarla emrivaki yaparak kendisini askeri güç ilan etti." diyerek PYD’yi sertçe eleştirdi. Irak-Suriye arasındaki Peshabur kapısının kapatıldığını kabul etmeyen Barzani, kapının insani yardım ve geçişlere her zaman açık olduğunu beyan etti. (Geçtiğimiz ay Erbil’den, Peshabur sınır kapısından Suriye’ye geçmek isteyen DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk’a, IKYB Yönetimi tarafından izin verilmedi. Ayrıca, 17 Ekim’de Suriye’den Irak Kürdistan’ına geçmek isteyen Salih Müslim’e de izin verilmemişti.)

PYD, El Kaide’ye bağlı Nusra ile yaptığı çatışmayla batının desteğini yanına çekmeye çalışıyor. Ekim ayında, Bağdat’a bağlı Til Koçer kapısını Kaide’nin elinden alarak ABD/AB ‘ye mesaj verdi. İşin bir başka boyutu ise bazı istihbarat raporlarına göre El Kaide içindeki batılılar gittikçe artmakta. Bunun yanında, Alman Die Welt, 23 Ekim’de Hıristiyanların YPG kampında eğitildiğini yazmıştı.

PYD, 12 Kasım’da, Arap, Süryani, Keldani ve Çeçenlerin de yer aldığı Rojava Kürdistan Bölgesi’nin alt yapısını oluşturmaya yönelik kurucu meclisi kurdu. Bu adımın, Cenevre/2 yolunda, Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin, Suriye Ulusal Konseyi’ne katılma konusunda mutabık kalındığı bir ortamda atılması oldukça manidar. Suriye’nin meşru seçilmiş bir parlamentosu kurulana kadar bu tür girişimlerin sakıncalı sonuçlar doğurması muhtemeldir.

Türkiye’ye rağmen bölgede bir şey yapılamayacağı olgusunu yabancı ülke liderlerince de zikredildiği, bir dönemde Enerji, Savunma yatırımlarıyla "Bölgesel Güç” konumunda olan Türkiye’nin bölgedeki elini zayıflatmak için uluslararası basın ve onlarla işbirliği içinde bazı yerli basın kuruluşlarında Türkiye’nin El-Kaide bağlantılı Nusra’ya yardım ettiği, Türkiye’den Suriye geçişlerinde tolere ettiği yönünde algı oluşturma amaçlı söylem ve makaleler ön plana çıkmaya başladı. Türkiye’nin El-Kaide’ye yakın gruplara herhangi bir biçimde destek vermesinin söz konusu dahi olmadığı defaatle söylenmesine rağmen,Kürt cephesi(Cephet el Ekrad) ve PYD’ye bağlı silahlı Öz Savunma Gücü YPG , Türkiye’nin Nusra’ya yardım ettiği yönündeki görüşlerini yaymaya devam ediyorlar.Dikkatli olmamız gereken zamanlar…

ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

2013-11-18 21:40:05
Okunma Sayısı: 25928
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.