Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 19 Haziran 2019, Çarşamba
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

Sevgi ve iletişim ailede başlar

Aile, bireylerin her türlü ihtiyaçlarını karşılayan temel ortamdır. Bireylerin sadece fizyolojik ihtiyaçlarının değil; aynı zamanda korunma ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılandığı yer de ailedir. Korunma ve güvenlik ihtiyaçları karşılanan bireyde bir üst düzey ihtiyaç ortaya çıkar ki, bu da sevme-sevilme-ait olma ihtiyacıdır. Ailedeki tüm bireylerin sevgiye ihtiyacı vardır.

Hele ki çocukların sağlıklı gelişebilmeleri, iyi eğitim alabilmeleri için sevgi olmazsa olmazlardandır. Yetersiz sevgi ve ilgi ortamında büyüyen çocukların okul hayatlarında huzursuz, hırçın, sinirli, gergin, saldırgan, problemli davranışlar sergilemeleri gayet normaldir. Davranış bozukluklarının çoğu; yeterli sevgi alamayan, sevgi depoları doldurulamayan çocuklarda ortaya çıkmaktadır. Bu sorunların çözümü yine sevgi ile olmakta; aile, öğretmen ya da diğer kişilere sevgiyi çocuğa iletme, onu koşulsuz olarak sevme, olduğu gibi kabul etme konusunda büyük görevler düşmektedir.

Aile içinde ilk önemli sevgi düzeni, karı koca yani eşler arasında oluşandır. Ailenin sağlıklı şekilde devam etmesi, eşler arasındaki sevgi bağının güçlenmesine, gelişmesine bağlıdır. Aileyi devam ettiren anne babadır. Onlar ayrılırsa ailede dağılır. Bu sebeple eşler arasındaki sevgi, mutlaka devam etmeli, eşler bu konuda sorumluluk bilincini olgunlaştırmış olmalıdır. İki tarafta sevgisine emek vermeli, öncelikle birbirlerinin sevgi deposunu dolu tutmaya özen göstermelidir ki, çocuklar sevgi ortamında büyüyebilsin. Aile ortamında sevgi görmeyen çocuk doğru bir sevgi dili geliştiremez.

"Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.” "Armut dibine düşer.” Bu atasözleriyle büyüdük, bunlar bizlerin düşüncelerinin mihenk taşı. "Anne babası yok mu bu çocuğun ya? Hiç terbiye vermemişler mi? Ne utanmaz bir çocuk, doğurup atmışlar belli ki. Saldım çayıra Mevla kayıra. Oh ne ala memleket. Anası babası ilgilense böyle mi olurdu? ” Herkes önce aileyi eleştirir, ana babayı sorumlu tutar, önce ebeveyn suçlanır. Ebeveynlik eğitimi almıyoruz ki. Eğer kendimizi bu konuda okuyarak, araştırarak geliştirmiyorsak, suçlanmamızdan normal hiçbir şey olamaz. Peki, bu konuda neler yapabiliriz?

Öncelikle eşler arasındaki ilişkilerde sevgi, saygı, güven duyguları davranış olarak yaşanmalıdır. Her fırsatta birbirine bağıran, hakaret eden ve kötüleyen bir anne-babanın çocuklara sevgi ve güven ortamı oluşturmaları mümkün değildir. Özellikle hiç anlamaz dediğimiz bebeklik dönemi ya da 0-6 yaş dönemindeki çocuklar anne-babanın birbirlerine karşı olumsuz söz, davranış ve duygularından etkilenirler. Bu dönemdeki olumsuz etkilenmeleri bireysel yaşamlarında, evlilik yaşamlarında ve iş hayatında düşünce, duygu ve davranış olarak problem yaşarlar

Eşler öncelikle kendi aralarında sevgi, saygı ve güven ortamını oluşturabilmeleri için dikkat etmeleri gereken hususlar;

*Eşler birbirine zaman ayırmalı ve birlikte oldukları zaman da kaliteli birliktelik sağlanmalı. Çocuklar yanlarında olmadan farklı mekândabaş başa kalabilmeleri için fırsatlar oluşturmalı ve bu fırsatları çok iyi değerlendirmeli. Bu birlikteliğe sadece kadının ihtiyacı olduğu zannedilir, hâlbuki ifade edemese bile erkeğin ihtiyacı daha fazladır. Bu şekilde eşlerin duygusal paylaşımı duygusal doyumu arttırır. Yaş ilerledikçe duygusal doyum ihtiyacı daha fazla hissedilir.

*Eşler kişilik özelliklerini göz önünde bulundurarak aralarındaki iletişim tarzlarını yapıcı, uzlaşıcı, problem çözücü ve hoşgörü anlayışına göre olmasına dikkat etmelidirler. Sevgi, saygı, güven ve anlayışı karşıdan beklememelidir. Diğer türlü her iki tarafta karşıdan bekler ve sonuca gidilemez. Eşler arasında kin, nefret, öfke ve gurur duyguları sıcak ve yapıcı ilişki ve iletişime çok zarar vermektedir.

*Kadın ve erkek arasındaki zihinsel, duygusal, kültürel ve bedensel farklılıklar göz ardı edilmemelidir. Farklı ailelerden geldiniz, farklı şekillerde yetiştirildiniz, farklı deneyimler yaşadınız… Farklılıklar zenginlilerimizdir. Farklılıklara saygılı olunmalıdır. Birbirimizi değiştirmeye değil, anlamaya çalışalım. Eşimizin bizi anlamadığından şikâyet ediyorsak, anlaşılır hale gelelim ve kendimizin istek ve beklentilerimizi açık ve net olarak ifade edelim.

*Eşler kendilerine yapılan küçük bir güzelliği dahi görmeli. Her fırsatta eşini takdir ve teşekkür etmeli. Özellikle yakın akrabanın yanında eşler birbiri hakkında olumsuz sözlerden kaçınmalıdır. Eşinin yüzüne karşı takdir ve teşekkür edilebileceği gibi; üçüncü kişilerin yanında da yapılarak eşimizin duyması sağlanabilir.

*Sevginize, saygınıza ve güven duygunuza yatırım yapın.Eşinizle sadece toplum içinde değil ikiniz beraber olduğunuzda, çocukların yanında bile olsa her daim ilgili olunmalı. Nezaket kurallarına dikkat dikkat edilmelidir.

*‘’Tebessüm sadakadır.’’(Hadis) Eşimize ve çocuklarımıza karşı asık surat yerine tebessüm eden bir yüz ifadesi içinde olunmalı. Sokakta, iş yerinde insan ilişkilerinde tebessüm eden bir yüz ne kadar önemli ise, aile ve evlilik hayatı için daha fazla önemlidir.

*Aile bütçesi, ev ekonomisi konularında eşler birbirlerine destek olmalıdırlar. Yük paylaşılmalı. Açık ve net olunmalı. Gelir gider dengesi konuşularak sağlanmalı. İsraf, düzensiz harcama eşler arasındaki güveni azaltır.

*Ev içi ve dışı sorumluklar, çocukların bakımı ve eğitimi eşlerin özelliklerine göre paylaşılmalıdır. Yakın vade ve uzak vade planları eşler hem kendi aralarında, hem de çocuklarla beraber yapmalı ve uygulamalı.

* Büyük olsun, küçük olsun gerçek dünyada ilgi, sevgi ve değer bulamazsa sanal dünyaya kayar. Sanal dünya insanı yalnızlaştırır. İnternet, T.V. , Bilgisayar oyunları, Sanal Sohbetler… yerine eşinizle paylaşımlarınızı artırın.

*Birbirinizin ilgi alanlarını bilin, siz bunu sevmeseniz bile saygılı olunmalı. Birlikte yapmaktan zevk duyacağınız etkinlikler bulunmalı ve yapmaya çalışılmalıdır.

Kıssadan Hisse…

"Genç bir adam ceza evini boylamak üzereymiş. Yargıç onu çocukluğundan beri tanıyormuş ve ünlü bir yazar olan babasıyla da tanışıyormuş. Sulh yargıcı,

-"Babanı hatırlıyor musun?” diye sormuş.

Bu soruya -"Onu oldukça iyi hatırlıyorum” şeklinde cevap vermiş.

Suçlunun vicdanını yoklamaya çalışan yargıç şöyle demiş:

-"Mahkûm edilmek üzereyken ve şu anda mükemmel bir insan olan babanı düşünürken, onun hakkında net olarak ne hatırladığını anlatır mısın?"

Bir sessizlik olmuş. Daha sonra yargıç beklenmeyen bir cevap almış;

-"Öğüt almak için yanına gittiğimde, yazdığı kitaptan başını kaldırarak bana baktığını ve "Çek git başımdan; çok meşgulüm !” dediğini hatırlıyorum. Ona arkadaşlık etmek için yaklaştığımda bana dönerek "Çek git başımda oğul; bu kitabı bitirmeliyim !” derdi.

‘’Sayın yargıcım siz onu büyük bir yazar olarak hatırlarsınız fakat ben onu kaybedilmiş bir arkadaş olarak hatırlıyorum.”

Dediğinde Yargıç kendi kendine söylenir;

-"Yazık! Kitabı bitirdi ama oğlunu kaybetti !”

2015-05-21 21:28:53
Okunma Sayısı: 24102
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.