Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 25 Kasım 2017, Cumartesi
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

Haccı Yaşayabilmek

25 yıl önce gittiğim umre ziyaretimden sonra 8 yıldır yazıldığım Hac başvurum bu sene çıkarak hamdolsun gitmek nasip oldu.
Gitmeden önce din görevlisi dostlarım, okuduğum yazılar hep "Hac meşakattır” cümle ve nasihatleri ile başlıyorlardı...
Aslında hac bir plandır, bir programdır...

Haccın farz olmasının şartları olduğu gibi yapılacak zaman ve mekanında şartları vardır.
Hac belli imkanlar içerisindeki Müslümanın belli zamanlarda belirtilen ibadetlerin, belirtilen ve sınırlandırılan bir programla yapma ibadetidir.
Ama gördüm ki hac meşakkat değil, hac eziyet değil, yetkili ve etkili şahısların plan ve programsızlığından eziyete dönüşmüş ve meşakkatle örülmüştür.

Yapılan plansızlıklara da daha baştan sabır tavsiyesi ile sınır konulmuştur.
Görme, dokunma, hissetme, duyguların en üst zirveye çıktığı yaşama ile çevrili bir ibadettir.

Ayrımsız, genç, ihtiyar, kadın, erkek, zengin, fakir, esmer, sarışın, beyaz, kumral, kısa, uzun, herkesin eşit olduğu, aynı kıyafetlerle birlikte saf tuttuğu, birlikte heyecanlandığı birlikte yürüdüğü, birlikte koştuğu, birlikte şeytana taş attığı, birlikte dua ettiği, birlikte duygulandığı, birlikte rükuya ve secdeye gittiği, birlikte gözyaşı döktüğü bir andır, hac...

Ravza-i Mütahhara’da namazda rukü halinde eğilirken sağımda ve solumdakilerinin ayaklarının esmerliği benim ayağımdan daha esmerlerinde olduğunu gösteriyor, her renk dünya insanı ile birlikte ruküda olmak, secde etmek ayrı bir duygu seline yol açıyordu.
Kabe’de tavaf ederken, zencilerin ezici çoğunluğu hacca gelenlerin daha çok mazlum milletten olduğunun göstergesi idi...

Hac mali bir ibadetti ama zenginlerden çok fakirler gelmişti.
İhram; herkesin eşit giydiği bir mahşer öncesi kıyafettir.
Arafat içini dökmektir, yeni sayfa açmak için yalvarıştır, yakarıştır. Geçmişi kapatıp geleceğe daha aydınlık bakmak için bir yenilenme fırsatıdır.
Müzdelife; beraber çile çekip yakarma yeridir.

Mina; ortak düşmana, ortak başkaldırma, ortak karşı koyma, ortak nefret duyma, ortak taş atma yeridir...
Tavaf; kainatın merkezinden yaratıcının işaret ettiği mekandan şahsının hiç olduğunu, acizliğini kabullenerek, O’nu anarak ve zikrederek dönmektir, boşalmaktır... Yılların hasretini bitirmektir.

Safa, Merve; Hz. Hacer’in acziyetini kabul edişle, çırpınışı, münacatı, duası ve gerçek merhamet sahibinin duaları kabul edişi, zemzemi sınırsız ikramı, belli yerlerde mü’minlerin gücünün gösteren yürüyüşü ile önemli bir semboldür.
Uhud; kazandığını zannederek kaybedenlerin, gücün her zaman elinde olacağını zannedenlerin, emre itaatsizliğin, makam, mevki, ganimet sevdasının sonucunun nelere mal olduğunun önemli bir simgesidir...

Saç kesmek; Arafat, müzdelife, mina, Şeytan Taşlama, kurban kesme, tavaf, safa merve arası say ve sonrası saçını kesme yasakların bitmesi ve ihramdan çıkma... "Ya rabbi, senin için bu vücutta, bu başta feda olsun. Ama sen şu anda başımdan biraz saçımı kesmemi emrediyorsun... İşte bende bu emre uyuyorum, her saçım adedince başım olsa hepsi sana feda olsun...”

İhram Yasakları; bir böcek bile olsa hayvanlara zarar veremezsin, bir yaprak bile olsa bitkilere zarar veremezsin, helalin bile olsa eşine dokunamazsın, hiç kimseye kırıcı söz, hareket ve davranışta bulunamazsın, vücudundan bir adet bile olsa kıl koparamazsın, koku süremezsin, tırnak kesemezsin, dikişli elbise giyemezsin, erkekler için başını, kadınlar için yüzünü örtemezsin....

İhram yasakları ile hayat bir oruç gibi sınırlanıyor, planlanıyor...
Hac dostluğu; o mekanlara yolculukta başlayan, birlikte ibadet ettiğiniz, birlikte heyecanlandığınız, birlikte duygu seline kapıldığınız sarsılmayacak yeni dostluklar başlıyor.

Hac ibadeti kısa tutulması lazım, çünkü uzadıkça ülfet oluyor. Yıllarca hasretini çekenler otel odalarında namaz kılmaya başlıyorlar...
Mekke, Medine Suud hükümetinin değil, dünya Müslümanlarının yeridir.

Türkiye’deki Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve kurulu gibi, sit alanlarına izinsiz dokunulmadığı gibi dünya Müslümanlarından ehil ortak bir kurulun kararı ile Mekke ve Medine’deki kutsal alanlar özel bir sınırlama ile adeta harem sınırı gibi bir sınır konulmalı, orada bu kuruldan izin almadan bir çivi çakılmamalı, orada güvenlik, temizlik, ibadet yerleri, dinlenme yerleri, profesyonel bir şekilde aslına uygun bir vaziyette değerlendirilmelidir.

Çeyrek asırdır hac hizmeti veren Diyanet teşkilatı hac organizesini daha profesyonel bir şekilde yapmalıdır.
Teknolojinin, iletişimin, ulaşımın bu kadar ilerlediği bir dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı hac organizasyonunu daha planlı yapmalıdır.
Yıllardır Hacca yazılıp da bekleyen milyonların olduğu bir ülkede, hac kurası çıktığında yaşlı hacıların daha çok olduğu bir ülkede haccı bir meşakkat, eziyet değil ibadetin rahat yapıldığı bir olgu haline getirmelidir.

Özel şirketlere daha çok kontenjan vererek tatlı hizmet rekabeti ile kalite artırılmalıdır.
Tavafta yurt dışı hacılarına profesyonel bir ekip ile hizmet veren Milli Görüş ekibi en göze çarpan ekipti. Türk özel ekiplerinden de Semarşah (Menzil Cemaati ile irtibatlı), hizmet turizm (Süleyman Efendi Cemaati ile irtibatlı) göze çarpan, hacıları ile özel ilgilenen Kabe’ye yakın yerlerde mekan kiralayan organizelerdi.

Özellikle doğuda yıllardır hac bekleyen yaşlı hacı adaylarını istismar eden korsan ve korsan olmayan, hacı adayını mahsur bırakan organizeler de vardı...
Medine insanın yumuşaklığı, cömertliği, ilgisi, sempatisinin halen devam etmesi ilginçti.

İranlı hacıların sertliği, itiş kalkışlığı, Endonezyalı, Malezyalı, Nijeryalı, bazı Afrikalı hacıların mütevaziliği, sempatiliği dikkatleri çekiyordu.
Diyanet teşkilatının sağlık, temizlik başta olmak üzere organizesinden güzellikler olmak ile birlikte eksikliklerini, tavsiyelerimi yetkililere ulaştıracağımdan dolayı burada fazla bahsetmek istemiyorum.

Temizlik İslam’da olmazsa olmaz şartlardan biridir ama orada bu şartın adeta rafa kaldırıldığını gözlemledik.
Dürüstlük İslam’da olmazsa olmaz şartlardan biridir ama orada bu şartında bazı dönemlerde istismar edildiğini yaşadık...

Hacı adayı aylar öncesinden profesyonel bir ekip tarafından hazırlanmalıdır
Rabbim haccımızı kabul etsin, aşkı ile yananlara nasip etsin...
2014-10-22 13:01:45
Okunma Sayısı: 13221
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.