Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 30 Mart 2017, Perşembe
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

Gazze'den-Washington'a, Gezi'den-Tahrir'e

Şu Gezi Parkı denklemini bir kuralım, bakalım ne sonuç çıkacak.
Öncelikle verileri ortaya koyalım.
Geçtiğimiz nisan ayından itibaren yaşanan gelişmeler şöyleydi;
Bizim Sayın Başbakanımız Gazze’ye gideceğini planlamıştı.
Sonra Amerika Dışişleri Bakanı Kerry, denen meymenetsiz ülkemize geldi.
Sayın Başbakanımızın Gazze’ye gitmemesi yönünde bazı ileri-geri laflar etti.
Arkasından Sayın Başbakanımızın Amerika ziyareti gerçekleşti.
Tabii bu arada gezi Parkı olayları patlak verdi.
Türkiye’ye döndükten sonra Sayın Başbakanımızın, daha evvel hiç gündeme gelmediği halde, dolayısıyla programında olmadığı halde Kuzey Afrika ziyareti gerçekleşti.
Sonra Gezi’deki gizli kimlikler bu defa Tahrir’e akın ettiler.
Ve nihayeti önceki gün Mısır’da darbe yaşandı.
Bütün bunlar, kısa bir zaman diliminde yaşandı bitti.

Şimdi bu verileri kullanarak Gezi Parkı denklemini kuralım.
İsrail’in özründen sonra Sayın başbakanımızın geçtiğimiz Nisan ayı içerisinde Gazze’ye gidebileceği söylemleri vardı. Daha sonra Mayıs ayına kaydırıldı. Ancak Nisan ayı içerisinde Amerika Dışişleri Bakanı Conn Kerry’in Ülkemizi ziyareti sırasında bu ziyaretin gerçekleşmesinin bir takım sakıncalarından bahsetti. Adeta "Bu ziyaret olmayacak.” dedi haddini bilmez!

Tabii arkasından Sayın Başbakanımızdan cevap gecikmedi. Ama üzülerek ifade ediyorum ki; o meymenetsize haddini bildirir bir açıklama yapacak diye düşünüyorken yerine yalnızca talihsiz bir açıklamaymış gibi; "Şık olmadı, keşke söylemeseydi. Ben zaten Amerika ziyaretinden sonra Gazze’ye gitmeyi düşünüyordum.” dedi.

Arkasından Nisan ayı ortalarında Sayın Başbakanımız, Amerika’ya gitti. Obama ile yapılan görüşmelerin en önemli gündem maddesi Suriye’ydi. İki buçuk saat sürdüğü ifade edilen görüşmelerin; bir mikrofonlara karşı söylenenleri bir de kapalı kapılar arkasında olanı vardı. Bu alışılagelmiş bir durumdur. Kamuoyuna deklare edilenler neyse de asıl gizli görüşmelerin neler olduğu önemli. Tabi burada yorumcular sahnelere çıkarlar. Onlar, bir takım tarihi süreçleri göz önünde bulundurarak çeşitli yorumlar yaparlar. Ama asıl sonraki zamanlarda yaşananlar, gizli görüşmelerin gerçek yüzünün ne olduğunu bir bir ortaya serer. İşte o zaman kamuoyuna sağlıklı fikirler açıklanması gerekir.

Sayın Başbakanımızın Amerika’ya yaptığı ziyaret sırasında ‘Başbakan’ın Amerika ziyaretinin arka planı’ başlıklı bir yazı kaleme almıştım. (bir önceki yazı) Orada ziyaretle ilgili gizli görüşmeleri yorumlamıştım. Genel manada düşüncelerimi şu cümleyle açıklamaya çalışmıştım. ‘Önümüzdeki süreç, işin aslını gün yüzüne serecek zaten. Halk o zaman bir şeyler anlayacak. Anlayacak ama asla şu anki görüşmelerle ilişkilendirmeyecek. Bu güne kadar da hep böyle oldu.’

Halk ilişkilendirsin ya da ilişkilendirmesin; biz, tarihi süreci de ele alarak o gün neler konuşulduğunu, geldiğimiz noktada yaşanan olaylarla şu şekilde ilişkilendirebiliriz.

Evet, Obama ve Sayın Başbakanımızın Suriye ile ilgili görüşmelerinde şunlar konuşulmuş olabilir. Öteden beri Sayın Başbakan, Nato’nun tabi aslında Amerika’nın Suriye’ye müdahale etmesini arzu eder durur. Bunu muhtelif platformlarda dile getiriyordu. Ancak, Amerika’nın planı, aslında Türkiye ve Suriye’yi bir savaşa sokmak. Zira BOP kapsamında bu var. Proje yürümeye devam ederse, onlara göre bu eninde sonunda olacak. Bir taraftan da sayın başbakanımız BOP’un eş başkanı. Yani Projenin yürütücüsü.

Eş başkan derken şu soruyu da sormak gerekir. Biz, ülkemize seçimle oy vererek bir başbakan seçtik. BOP eş başkanlığı seçimi yapılmadı bu ülkede. Peki, kim seçti Sayın Başbakanımızı BOP’a eş başkan? … Biz, bir cümleyle onu da açıklayalım; 2004’de Amerika’nın Georgia Eyaleti’nde yapılan G-8’ler toplantısına davet edilip ve katılan Sayın Başbakanımıza Bush tarafından eş başkanlık görevi verildi. Yani tayin edildi.

Şu soruyu da kamuoyuyla paylaşmak isterim. Mesela herhangi bir derneğin, vakfın, siyasi partinin, spor kulübünün vs başkanının en temel görevi ne olmalıdır? … El cevap, bence en önemli görevi, başında bulunduğu oluşumun amacı doğrultusunda başarıya ulaşmasını sağlaması. Yani mesela bir siyasi partinin başkanı partisinin iktidar olmasını ister. Bir spor kulübü başkanı takımının şampiyon olmasını ister. Çünkü onların kuruluş amacı odur.

Bir soru daha: Bu bağlamda BOP eş başkanı ne yapar? … El cevap, herhalde projenin başarıya ulaşması çalışmasını yapar. Tabii BOP’un amacını da bir iki cümleyle tekrar açıklamak da fayda var. İfade edilen amacı Ortadoğu ülkelerine demokrasi getirmek. Şu ana kadar demokrasi dedikleri şeyin dışında ne varsa getirdiler. Yani yaşananlar, projenin gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Nedir o? İslam coğrafyasının kan ve gözyaşı üzerine Gammaz Batı’nın emelleri doğrultusunda yeniden şekilleniyor olması. Kaldı ki Türkiyemiz’in de içinde bulunduğu Proje kapsamındaki yirmi iki ülkenin sınırlarının değişeceğini ağızlarından kusmuşlardı.

Bizim Sayın Başbakanımız da hala bu BOP’un eş başkanlarından bir tanesi. Hatta Başkanı da demek belki mümkün. Çünkü diğer eş başkanlardan İtalya eski Başbakanı Berlisconi ve Yemen Eski Devlet Başkanı Saleh Abdullah şu an ülkelerinde görevde değiller.

Bütün bunları göz önünde bulundurarak Obama ve Sayın Başbakanımızın görüşmelerinin arka planından şunu çıkarmak mümkün. Başbakanımıza denildi ki "Sen BOP’un başkanısın, yükümlülüklerin var. Mısır’da yönetim alaşağı edilecek. Ülkene döndükten sonra Kuzey Afrika ülkelerini ziyaret edeceksin ve daha başka şeyler…

Bence Sayın Başbakanımız bir takım gerekçelerle buna itiraz etti. Ancak, o sırada Ülkemiz’de Gezi Parkı olayları patlak verdi. Bunun üzerine Sayın Başbakanımız, Kuzey Afrika ziyaretini gerçekleştirdi. Kimileri bunun Mısır’la bağlantısı yok diyebilir. Ama ne yazık ki bence var. Zaten ziyaret sonrası Tahrir Meydanı dolmaya başladı, Halkın özgür iradesiyle seçilmiş iktidar, devrilinceye kadar da boşaltılmadı. Üzgünüz!


Peki, Amerika’daki görüşmeyle ilgili başka gelişmeler olacak mı? Evet, ne yazık ki olacak ve hem de istemediğimiz birçok şey. Çünkü BOP planı işlemeye devam ediyor.

Bu büyük bir oyundur, bunu da ancak Türkiye bozar. Bir şartla Milli Görüş iktidar olursa.

Ha unutmadan: "Sayın Başbakanımız Gazze’ye gidecek mi veya ne zaman gidecek?” Onu da ayrıca soruyoruz.
2013-07-05 19:29:12
Okunma Sayısı: 13003
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.