Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 21 Ekim 2017, Cumartesi
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

Bitmeyen Hesaplar

17/25 Aralık girişiminden sonra iki kişiden birinin tercihiyle iş başına gelmiş Ak Parti iktidarına karşı saldırıların dozajı giderek artmaya başladı. Başbakan Erdoğan’ın da "darbe girişimi” olarak nitelendirdiği 17 Aralık operasyonunun devamı olan 25 Aralık girişimi yürütmenin zamanında refleks göstermesiyle engellendi. Adli kolluk konumundaki polis, savcının gözaltı talimatını yerine getirseydi bugün çok daha değişik şartlarda, değişik şeyler konuşuyor olurduk. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Demir’in "Savcı tarafından emniyete verilen emirler, görünüşte hukuka uygunmuş görülse de, emri veren ve veriliş amacı göz önüne alındığında konusu suç teşkil eden bir emir haline gelmiştir. Yasa gereğince, hukuka aykırı ve konusu suç teşkil eden bir emir de yerine getirilemez.” sözlerinden de anlaşılacağı üzere polis emri uygulamamakla gereğini yapmıştır. "30 Mart’tan sonra milletvekillerini biz seçeceğiz, bakanları biz atayacağız” şeklinde ki ses kayıtları da gösteriyor ki oyun çok daha yüksek bir perdeden oynanıyor. Gelişmeler dikkatlice irdelenince, her şeyin bir plan dahilinde ilerlediği net şekilde görülecektir.Önümüzdeki süreçte de gündem çeşitli meselelerle sürekli değişecektir.

1. 22 Ocak 2014’de düzenlenen Cenevre II toplantısı öncesi Türkiye’yi radikal terör örgütleri ile işbirliği içinde göstermeyi amaçlayan bir algı operasyonu başlatıldı. Sosyal Medya’da kulanılan"ALLAH AKBHAR” söylemini dahi terör örgütleriyle bağdaştıran İngilizce twitler atıldı, "Jihadist Erdoğan” yazıları yazıldı. Hatay’da, Adana’da MİT kontrolündeki yardım tırları durduruldu. Önce bu tırların İHH’ya at olduğunu ve terör örgütlerine silah taşıdığı izlenimi veren haberler anında dış dünya ile paylaşıldı. İHH ile alakası olmamasına rağmen düzenlenen El-Kaide operasyonunu İHH’ya yamamaya çalıştılar. Cenevre II toplantısından bir gün önce AA&MİT başarısıyla EsedRejimi’nin gözaltındaki 11bin tutukluyu sistematik şekilde katlettiğini belgeleyen 55Bin kare fotoğraf dünya kamuoyuyla paylaşıldı. Kara propagandanın 1. Aşaması başarısızlıkla sonuçlandı.

2. 17/25 Aralık darbe girişiminin amaçlarından biri de Çözüm Sürecini sabote etmekti. İnternete düşen ses kayıtlarından da bu plan net şekilde anlaşılıyor."Bu kongre sonrası İmralı (Öcalan) bertaraf edilecek, artık tekrar silahlı ve çatışmalı bir dönem geliyor, Barzani de bertaraf edilecek, Erdoğan da bertaraf edilecek.”Çözüm Süreci’nin önemli sac ayaklarından biri de hiç şüphesiz Öcalan. Bu aşamada Öcalan’ı örgüt üyelerinin gözünde itibarsızlaştırma. Süleyman isimli şahsın Plan çerçevesinde "İmralı bertaraf edilecek” sözlerinden sonra, Öcalan’ın 1999’da sorguda söylediği ve çoğumuzun bildiği cevapları yer yer kesilip montajlanarak servis edilmesi tesadüf olmasa gerek.Görünen o ki, 21 Mart Newroz’a kadar bu çerçevede kara propagandalar üretilecek. Amaç tabi ki çözüm sürecini sabote edip, çatışmalı döneme yeniden girilmesini sağlamak.

3. 30 Mart seçimleri öncesi, özellikle büyük illerde ve belli başlı yerlerde Ak Parti’ye yakın adaylara tam destek verilecek. Bunun için her şehirde organize olunacak. Kara Propaganda yoluyla Ak Parti iktidarına oy verilmemesi istenecek. Sandıkta beklenen sonuçlar alınmazsa eğer, seçimlerde hile olduğu dillendirilecek…

4. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdullah Gül’ün tekrar aday olması için her türlü girişim denenecek ve böylece Başbakan Erdoğan 3. Dönem şartına takılması ile siyaset sahnesinden tamamen çekilmesi sağlanmaya çalışılacak. Bunun için sahte kamuoyu araştırmalarına yer verilip, yazılı ve görsel medyada bu konuya daha çok ağırlık verilecek.

5. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra, en önemli gündem maddesi 1915 olaylarının 100. Yılı olan 2015. Gerek yurt içinde gerekse yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti’ne "soykırım” baskısı gittikçe artacak. Başta ABD ve Fransa’daki Ermeni Diasporası 2015 yılı için çok büyük hazırlık yapıyor. Cenevre II öncesi, Türkiye’yi, El-Kaide ile işbirliği yaptığı yalanıyla Lahey’e göndermeyi başaramadılar. Bu defa Ermeni meselesi yüzünden tek taraflı olarak Lahey’e gönderme çabaları var bu durumu göz ardı etmemeliyiz. Bunun yanında önümüzdeki süreçte, terör örgütü Asala’yı yeniden harekete geçirme gayretleri de ayrıca dikkat etmemiz gereken bir konu.

ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN
2014-02-08 01:40:11
Okunma Sayısı: 34297
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.