Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 24 Eylül 2017, Pazar
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

Bağımlılıktan Bağımsızlığa

Türkiye Cumhuriyeti, şimdiye kadar tüm enerjisini iç tehditlere verdiği için MİT birinci öncelik olarak hep bu noktaya kanalize oldu. Bu durum Dış İstihbarat kapsamında, politik, ekononomik, teknolojik istihbarat ve bunların değerlendirilmesi alanında büyük bir boşluk oluşturdu.

Bu yüzden Türk İstihbarat Sistemi’nin güçlü bir Dış İstihbarat Teşkilatına ihtiyacı vardı. Bunun yanında bizde ki en büyük eksiklik ABD’deki Ulusal Güvenik Ajansı / NSA (National Security Agance) benzeri bir ‘’Elektronik İstihbarat Toplama Teşkilatı’’ kurumumuzun olmaması. Elektronik İstihbarat, MODERN İstihbarat Sistemlerinin olmazsa olmazıdır.

Hakan Fidan 27 Mayıs 2010 günü geldiği andan itibaren Türk İstihbarat Sistemin’de köklü ve elzem değişiklikler yapmak için kolları sıvadı. Göreve başlar başlamaz, hatta daha başlamadan Fidan’ı itibarsızlaştırma kampanyaları başlatıldı malumunuz. Buna malesef içerden de destek verenler oldu.

TİKA Başkanı iken özellikle Kuzey Afrika’da yapmış olduğu faaliyetler, İsrail’in yakın takibi altındaydı zira İsrail’in, Amerika’nın o bölgede yüksek menfaatleri olduğu aşikar.. Zaten daha göreve başlamadan Mayıs Ayında önce Haaretz’de Fidan aleyhinde bir makale yayınlandı daha sonra 02 Ağustos 2010’da o zaman ki İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak sözde ‘açık mikrofon’ kazasıyla ‘Türk Mossad’ınının başına Hakan Fidan’ı istemiyoruz’ diyerek devlet teamülünde görülmemiş şekilde başka bir ülkenin bürokrat tayini açıkça istemediklerini beyan etti.

Tüm bu karalama çalışmalarına rağmen Başbakan Erdoğan Fidan’ın arkasında durdu. Genel seçimler öncesi bir Tv programında sarfettiği ‘Alacaksanız gelin beni alın’sözleri hala akıllarda. Bunun yanında akil adamları kabul ettiği toplantıda açılış konuşmasında'Geçen sene kardeşimi (Hakan Fidan) yakalayıp içeri atacaklardı. Siyasi riskimi aldım, teslim olmaması için bütün adımları attım. Bunu da açıkça burada söylüyorum'ifadesini kullanarak şimdiye kadar Türkiye üzerinde hakimiyet kurmaya alışmış çevrelere tavrını net gösterdi.

Başbakan Erdoğan’ın 2009 yılında açıkladığı ‘Herkes İçin Daha Fazla Özgürlük’ sloganlı ‘Demokratik Açılım’ kapsamındaki ‘Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ devrim niteliğinde bir atılımdı.Çözüm Süreci de bu kapsamda dallandı budaklandı. Aylardır bölgeden şehit haberi gelmedi.Süreçkapsamındaki, İmralı görüşmelerine ne Amerika ne de İsrail nüfuz edebildi. Barış görüşmeleri olduğu için basına destekler mahiyette beyanatlar verildi ama sürece müdahale edemeyip istedikleri gibi yönlediremedikleri için de tepkiliydiler.

GenelkurmayElektronik Sistemler Komutanlığı(GES) MİT’e devridelerek adı ‘Gölbaşı Elektronik Sistemler Başkanlığı’ olarak değiştirildi. Türkiye sınırlarında gerçekleşen en küçük hareketliliğin bile MİT tarafından izlenmesi, coğrafyada faal olan CIA/MOSSAD/MI6/BND gibi yabancı İstihbarat Örgütleri’nin hiçte hoşuna gitmedi. İşin özünü anlatan asıl cümleyi Ahmet Davutoğlu 2 gün önce zikretti ''Türkiye toprakları başka ülkelerin rahatlıkla operasyon yapabildiği bir ülke değildir. Bu bağımsızlığın bir gereğidir'' Alışılagelen bağımlı Türkiye, bağımlı İstihbarat profili artık yoktu!

Türkiye'nin uzun menzilli hava ve savunma sistemi ihalesini Çin'in CPMIEC firmasına vermesi ise deyim yerindeyse bardağı taşıran son damla oldu. Nato Genel Sekreteri Rasmussen her ne kadar Türk Devleti’nin kendi tasarrufudur dese de yönünü sadece batıya dönmüş bir Türkiye’ye alışmış olan batılı güçler, bu hamleden hiç ama hiç hoşlanmadılar.

Son günlerde, Başbakan Erdoğan’ın ‘sır küpüm’ ‘kardeşim’diye hitap ettiği MİT Müsteşarı Hakan Fidan aleyhinde ard arda yazılan makaleler de asıl hedef Başbakan Erdoğan’dır. Jewish Press’de Yori Yanoker’in yazdığı makalede Fidan için ‘"HakanFidanbir sabah arabasındaözel bir sürprizi hakediyor." sözleri daha sonra açıklandığı gibi,’ 3 sınıf, şerefsiz, dengesiz, hastalıklı birinin sözleri’ diye kesinlikle geçiştirilmez. Böyle meczup birininin ağzından bir algı oluşturulduğu kesin. Unutmayın ki, İranlı Bilim Adamları’ndan, Prof Mesud Ali Muhammedi, Dr Mecit Şehriyari, Mustafa Ahmedi Roşan, araçlarına bir motosikletli tarafından vantuzla yerleştirilen bombayla katledildiler. Ahmedinejad tarafından Cumhurbaşkanı yardımcılığı ve aynı zamanda Atom Enerjisi Başkanlığı’na getirilen Dr Feridun Abbasi Davani’de bu tür bir saldıradan yaralı olarak kurtulmuştu.

İşin özü ne Başbakan Erdoğan’ı, ne Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nu ne de MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı, bu kirli çarka kurban etmez, #yedirmeyeceyiz

ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

2013-10-21 15:15:14
Okunma Sayısı: 40133
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.