Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 17 Kasım 2019, Pazar
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

Asrın Bulaşıcı Hastalığı "Yalnızlık"

BİREY VE AİLE OLARAK KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLIKLARI YAŞAMAK

Birey olarak yalnızlık ve çözümü


Günümüzün insanı kalabalıklar içinde yalnız yaşıyor. Bu yalnız yaşama onu hem bedensel hem de psikolojik bunalımlara sokuyor. Bunalım içindeki insan; hem özel hayatı, hem aile hayatı, hem de iş ve sosyal hayatında huzurlu, mutlu ve başarılı olamıyor.

Bu yalnızlıktan kurtularak; özel hayatımız, aile hayatımız ve sosyal ve iş hayatımızda mutlu huzurlu ve başarılı olabilmemiz için irademizin hakkını vererek çıkış yolu bulabiliriz.

Bugün insanımız,imkânların bolluğu ile farklı bir imtihan içinde. Eskiden insanlar yoklukla imtihan olmuş, bugün ise varlık ve bollukla imtihan oluyor. Aşırı ve düzensiz yeme içmeden dolayı değişik bedensel hastalıklarla uğraşmaktadır. Teknolojik gelişmelerle sanal âleme dalarak yalnızlaşmaktadır. Yaratılışı icabı doyma bilmeyen duygulara sahiptir. Bütün bunlar kişiyi bencil yaparak, psikolojik yalnızlıklara ve bunalımlara sokmaktadır.

İnsanların sosyal yalnızlık ve psikolojik bunalımlardan kurtulabilmesi için, öncelikle bir insan olarak yaratıldığın hatırdan çıkarmamalıdır. Akıl ve iradenin sadece insana verilen en büyük bir nimet olduğunun farkına varmalıdır. Bu aklı vereni tanımalı ve iradenin hakkını vermeye çalışmalıdır. Aklıyla yaratılış gayesini ve eşref-i mahlûk olarak değerini fark etmelidir. İradesiyle bitki ve hayvanlar âleminden farklılığını göstermelidir. Aksi takdirde " Hayvan, belki hayvandan da aşağı " bir hayat sürebilir. İnsan iradesinin hakkını vererek; yaratılış gayesini bilir ve yaratılış gayesine uygun yaşarsa, maddi ve manevi bunalımlardan uzaklaşarak huzurlu, mutlu ve başarılı olabilir

İkinci olarak sosyal hayatta yaşarken her insanın derdini paylaşabileceği gerçek bir arkadaşı olmalı. Çünkü her insanın konuşma ihtiyacı kadar, konuştuğunu dinleyecek, paylaşacak birine ihtiyacı vardır. Her zaman kapısını çalabileceği, hemhal olabileceği bir ‘’hayırhahı’’, bir‘’iyilik meleği’’ olmalıdır. Bu ihtiyacını twitter ve facebook gibi sanal âlemde kesinlikle gideremez. Gidermeye çalışsa bile, bu sanaldır, gerçek değildir.

Üçüncü olarak mutlaka bir sosyal aktivitesi olmalı. Bu belirli gün ve saatte ‘’sohbet-i canan’’ için bir araya gelme ile duygu ve düşünce olarak haftalık mutattoplu bir beslenme öncelikle olmalı. Bir sosyal yardım kuruluşunda gönüllü çalışarak etkinliklere katılmalıdır. İşi veya mesleği ile ilgili dernek ve meslek kuruluşlarına üye olarak paylaşım içinde olmalıdır. Ayrıca imkânları ölçüsünde hobileri olmalı. Bu hobileri sanat, kültür ve spor ağırlıklı olabilir. Böylece gerçek âlemde bedenini ve ruhunu meşgul eder,yaratılışına uygun çalıştırır. Diğer insanlarla sağlıklı bir iletişim ve etkileşim içerisinde olur. Bedenine ve ruhuna nefes aldırır. İnsanlarla bir araya geldiğinde; sanat, kültür ve spor gibi sosyal konularıda konuşabilir. Bir çocuk veya yetişkin "canım sıkılıyor” diyorsa meşgul olabileceği bir sosyal paylaşımı ve meşguliyeti yoktur. Canımızın sıkılmaması için, zamanı iyi değerlendirmek ve işimizin dışında bir hobimiz, uğraşımız olmalıdır. Cennetmekân Abdülhamit Han Hazretleri en sıkıntılı dönemde otuz yılın üzerinde devleti idare ederken, sarayının altında ağaç oymacılığı işi yapıyordu. Bugün yıldız caminin mihrabı, minberi onun eseridir.

Aile yaşantısında yalnızlık ve çözümü

Aile olarak da kalabalıklar içinde yalnızlıkları yaşıyoruz. Aile bireyi maddi ve manevi yetiştirerek, toplumu şekillendirir. Her toplum ve kültürde aileye çok önem verilmiştir. Büyüklüğü ve küçüklüğüne göreaile içinde yaşayan fertlerin bedensel, ekonomik, psikolojik ve sosyal bakımdan doyum sağladıkları bir yerdir. Çocuk veya yetişkin bu doyumu ve sıcaklığı, aile içinde bulamazsa,bunu aile dışında aramaya başlar ve ailenin çözülmesi ve dağılması başlar.

Aile içindeki yetişkin ve çocukların huzurlu ve mutlu olabilmeleri ve yalnızlık yaşamamaları için öncelikle anne baba arasında iyi bir işbölümü olmalıdır. Anne-baba sorumluluğu yanında, eş olarak da sorumluluklarını bilmeli ve yaşamalıdır. Aile içindeki kadın ve erkeğin " ana baba " rolü ve konumuyla birlikte " karı-koca " yani eş olma rolü ve konumu vardır. Bunların hangisi önemlidir denirse ikiside at başı yürütülmelidir. Eşler arasındaki sıcak iletişim ve ilişkiler olumlu olarak çocuklara yansır. Eğer iyi bir anne baba olmaya çalıştığımız kadar, iyi bir eş ( karı-koca ) olmaya çalışmazsak, eşler arasındaki olumsuz tavır ve davranışlar çocukları olumsuz olarak etkiler. Ayrıca ana babalık süreklidir, fıtridir, bitmez. Fakat " karı-kocalık " eşlerin ayrılmasıyla bitebilir. Eşler, ayrılsa bile çocukların ana ve babasıdırlar.

İkinci olarak aile içinde bireyler arasında kaliteli birliktelik olmalı. Birlikte olmaktan zevk duyulmalı. Bu da bütün bireylerin birbirine saygı duyması ve güvenmesi ve değer vermesiyle olur. Çocuk dahi olsa,yaşına uygun saygı, sevgi ve değer verilmeli. Değersiz olduğunu hisseden birinin, kendi duygu ve düşüncesini rahat ve doğru ifade etmesini bekleyemeyiz. Böyle bir kişi, aile içinde bulunmakla mutlu olamaz ve yalnızlığını gidermez.

Ailenin bütün bireylerinin ilgisini çekecek, bir faaliyeti bulmak ve uygulamak başta babanın sorumluluğundadır. Bununla birlikte; anne baba birlikte karar vermeli, fikir birliği içinde olmalı, çatışmaya girmemeli ve çocukların yanında kesinlikle tartışmamalı. Aile hayatı olarak da hobilerimiz, uğraşılarımız olmalı. Eğer ortak hobi ve uğraşı bulamazsak, zamanla aile bireyleri bu uğraşı ve hobileri aile dışından aramaya çalışır.

Özellikle aile büyükleri haber ve dizi izlemede çocuklarının hatırına, zaaf göstermemeli ve sevdiklerinin hatırına bu zaaflarından, ailenin huzuru için vazgeçebilmeli. Aksi takdirde büyüklerin biri bir odada maç veya haber izlerken, diğeri ise başka bir odada dizi veya magazin programı izliyorsa; haklı olarak çocuklarda başka bir odada bilgisayarıyla sanal alemde yaşayacaktır. Böylece kalabalıklarda yalnızlık yaşayan insanlar gibi, koca ev içinde de aile bireyleri yalnızlık içinde,birbirinden kopuk bir aile hayatı yaşayacaktır. O zaman eski bir iki odalı evlerde, aile bireylerinin birbirine dokunduğu, birbirleriyle konuştuğu ve göz göze geldiği evler mi? Yoksa geniş ve çok odalı evlerde, birbirlerinden uzak ve yalnız yaşanan evler mi? daha iyiydi diye, kendimize sormalıyız.

Kaliteli birliktelik için ev içinde bütün aile bireylerinin katılacağı sesli kitap okuma saati, günün değerlendirmesinin yapılacağı aile meclisi saati, günlük ve haftalık yine bütün aile bireylerinin katılacağı bulmaca doldurma saati, gazete okuma ve yorumlama saati vb. uğraşlar ailenin yaşam tarzına göre oluşturulabilir. Ayrıca rol model olabilmek için, kız ve erkek çocuklara anne-babaların ayrı ayrı zaman ayırması gerekmektedir. Özellikle erkek çocukların yapısı itibariyle babanın daha yakından iletişim ve ilişki kurması gerekir. Efendimiz " erkek çocuklarınızı çok seviniz” diye buyurunca; sahabe efendilerimiz ‘’kız çocukları ne olacak’ deyince; Efendimiz’’ kız çocukları kendisini sevdirir’’ buyurmuştur. Yaş ve cinsiyet özellikleri göz önünde bulundurularak ilgilenilmelidir.

Günümüzde bireylerin ve ailelerin yalnızlığını giderebilmek için aileler arası misafirliklerin arttırılması, canlandırılması gerekir. Hâlbuki kültürümüzün bir parçası olan, misafir odası, misafir yemek takımı, misafir terliği ve havlusu alışkanlıkları halen devam etmektedir. İşte bunları eskiden kalma bir alışkanlık olarak değil de; yerli yerinde kullanarakbirey ve aile olarak yalnızlığımızı giderme adına ve değerlerimizi çocuklarımızı öğretme adına maalesef kullanamıyoruz.

Öncelikle misafirliği kolaylaştırmamız gerekiyor. ‘’Çay içmeye geliyoruz’’ deyip kapıları çalmalı ve kendi kapımızı da başkalarına açmalıyız. Misafirliği zorlaştırmamalıyız. ‘’Misafir bereketiyle gelir’’. Eskiler misafir olmadan sofraya oturmazlardı. Misafire ikram için imkânlar açısından eskiler mi? yoksa biz mi? daha bolluk içindeyiz. Bugün daha bolluk içindeyiz, fakat belli takıntılarımızdan dolayı misafirliğe gitmeyi gelmeyi zorlaştırıyoruz.

Aileler arası ev ziyaretleri ile sevgi, saygı, değer verme ve adab-ı muaşeret yaşanır ve çocuklara öğretilir. Büyüklerin konuştuğu ciddi ve seviyeli konuları dinlemiş olur. Eve gelen nasıl karşılanır, nasıl hitap edilir, ikram nasıl yapılır bunları çocuklar görür ve gelecek hayatları için büyük izler bırakır. Büyükler olarak, çocukluğumuzdaki yaşadığımız misafirlikleri bugün gibi hatırlatırız. Çocuklarımıza maddi ve manevi değerlerimizi aktarmada; aileler arası misafirliği ‘’fırsat eğitimi’’ olarak değerlendirmeli.

Ailelerin misafirlikle bir araya gelmeleri ile dert ve sıkıntılarının paylaşılmasına vesile olur. Aile içinde bir huzursuzluk bir sıkıntı varsa, samimi konuşmalarla ortaya çıkar. Sıkıntı içindeki bir aile; sıkıntısını anlatacağı birini bulup anlatması, onu rahatlatır. Anlatılan da yardımcı olmaya çalışır. Böylelikle aile içindeki huzursuzlukların çözümüne ve sıkıntının giderilmesine yardımcı olunur.
Her birimiz çocukluğumuzdaki misafirliğe gitmeyi ve misafirinin gelmesini hatırlarız. Bu gelip gitmelerin bize çok şeyler öğrettiğini biliriz. Aynı şekilde hem çocuklarımıza kültürümüzü aktarma bakımından, hem de aile içi problem ve sıkıntıları çözmeye yardımcı olacak misafirliği kolaylaştırmalı ve yaygınlaştırmalıyız. Aksi takdirde; hem birey olarak, hem aile olarak, hem de toplum olarak kalabalıklar arasında " dertlerimizle baş başa " yaşarız. Bu da hem bedenen hem de psikolojik bakımdan sağlıksız birey, aile ve toplum olarak karşımıza çıkar.
2013-09-20 22:43:49
Okunma Sayısı: 37211
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.