Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 05 Mart 2021, Cuma
Son Dakika: 00:00 » Aşırı Kilo Aldıysanız Geç Olmadan Doktora Görünün - Op. Dr. Levent Bakışgan Obeziteyi Anlatıyor 22:14 » Op. Dr. Levent Bakışgan, Türkiye'de Sağlık Turizmi Her Geçen Gün Artıyor 21:20 » Covid-19 (Corona) Virüsüne Karşı Nasıl Beslenmeliyiz? 22:58 » Op. Dr. Levent Bakışgan İlk Pandeminin Tarihten günümüze etkilerini anlatıyor 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti

Kayıt Dışı Bir Operasyon

Tarih 30 Temmuz 1997. Ülkenin Başbakan’ı son gelişmelerden sonra kabine üyelerini acil toplantıya çağırdı. Toplantı sonucu alınan karar : Ülke güvenliği açısından en büyük tehlike olarak görülen örgütün tepe kadrosundan bir isim mutlaka öldürülecek!

Toplantı sonrası Başbakan, İstihbarat Başkanı’na "Örgüte en büyük darbenin lider kadrosundan birinin öldürülmesiyle mümkün olduğunu ve acil olarak bu ismin belirlenmesini” emretti.

Başbakanlık’tan ayrılan, İstihbarat Başkanı, kendisine bağlı tüm istihbarat birimlerinin başkanlarıyla birlikte suikast düzenlenecek ismin belirlenmesine çalıştı. İki isim ön plana çıkıyordu: Musa ve Halid

Musa en büyük müttefiklerinin pasaportunu taşıdığı için suikast iki ülke arasında sorun yaratabilirdi. Bu seçenek de elendikten sonra en uygun isim bulunmuştu "HALİD”. Belirlenen bu isim Başbakan’a sunuldu ve onaylandı. "Halid öldürülecekti”

Halid ile ilgili de bir sıkıntı vardı. Ofisi, yakın zamanda barış anlaşması imzaladıkları komşu ülkenin başkentinde bulunuyordu. Bu yüzden operasyonun büyük gizlilik içinde olması elzemdi.

Ön araştırma içinde az sayıda ajan , yabancı pasaportlarla, ayrı ayrı ülkelerden , ayrı ayrı komşu ülkeye giriş yaptılar. İlk giden ajanlar, gizlice Halid’i takip etmeye başladılar. Gün içinde neler yaptığını, nerelere gittiğini, araca kimlerle bindiğini, evden ofise gittiği saatlerde yollardaki trafik durumunu ve aradaki mesafeyi en ince ayrıntısına kadar operasyon şefine bildirdiler. Bu takip sonucu, zayıf noktalar belirlendi. Halid, evden ofisine giderken koruma bulundurmuyor, aracı ise şoförü kullanıyordu. Aracından indiği nokta ile ofisi arasındaki mesafe yaklaşık ikiyüz(200) metreydi. Tüm hesaplamalar sonucu saldırının bu arada yapılması planlandı. Suikast içinse, daha önce bazı operasyonlarda başarı sağladıkları, özel üretim bir "zehir” kullanacaklardı. Bu zehrin özelliği, birkaç damlası dahi deriye temas etmesi halinde hedef, komaya giriyor ve 2 saat içinde kalp krizinden ölüyordu. Ayrıca otopsi raporlarında bulunmuyor ve vücutta hiçbir iz bırakmıyordu.

Plan kısaca şu şekildeydi: Halid, ofisine gitmek için aracından inip yürüdüğü sırada iki ajandan biri, daha önceden salladığı kola kutusunun açma halkasını aniden açarak"kazara oldu” süsüyle Halid’in üzerine püskürtecek o esnada diğer ajan şırıngayla zehri ensesine sıkacaktı. Eğer Halid, tahminlerinden hızlı yürürse, daha önceden otele yerleşen ajanlar hedefe çarparak yavaşlamasını sağlayacak bu esnada diğer ajanlar yetişerek eylemi gerçekleştirecekti.

Bu arada aksilik olur da zehrin kendi adamlarına temas etmesi halinde, zehrin panzehirini taşıyan bir ajan doktor daha önceden otele yerleştirilmişti. Operasyon şefi ise, olay mahallinin karşısında bir cafede oturacak, bir aksilik halinde kepini çıkartarak operasyonun iptal edildiği işaretini verecekti.

Ve Operasyon Günü;

Hesaplanmayan bir gelişme oldu. Halid’in eşi istisnai bir şekilde çocukları okula bırakmayacaktı. Evi izleyen ajanlar iki çocuğun araca bindiğini fark edememişlerdi bile. Operasyon merkezine çıkışın gerçekleştiğini araçta hedef ve şoförünün yalnız olduğu bildirildi.

Halid araçtan indi, çocukları okula şoföre bırakacaktı. Tam o esnada araçtan atlayan küçük kız babasına doğru koşmaya başladı. Hedefe odaklanan ajanlar bu hareketliliği fark edemediler. Operasyon şefi, durumu görür görmez kepini çıkartarak operasyonun askıya alındığını işaret etse de ajanlar çoktan Halid’e kavuşmuşlardı. Salladıkları kola kutusunu püskürtüp dikkat dağıtacaklardı ama açma halkası koptu. Bunun üzerinden ajanlardan biri şırıngadaki zehri enseye dökmek için kolunu kaldırdığında, küçük kızın peşinden koşan şoför, Halid’in bıçaklanacağını zannederek bağırmaya başladı. Gürültüyle arkasına dönen Halid, kulağında hafif bir yanma hissetti ve bir şeyler olduğunun farkına vardı. Aracına doğru koşmaya başladı. O esnada Halid’e bir dosya getirmek üzere olan başka biri kargaşayı görünce saldırganların peşine düştü. Olan biteni merakla izleyen kalabalığa "Halid’i öldürmeye çalıştılar” diye bağırıyordu.

Sıradan bir asayiş olayı zanneden polis saldırganları gözaltına alır. İstihbarat Başkanı operasyonun ters gittiğini ile ilgili tüm bilgileri anında Başbakan’a anlatır. Başbakan, derhal İstihbarat Başkanını komşu ülkenin kralına göndererek olayın iç yüzünü anlatmasını ister. Bu operasyon Kral’ı son derece sinirlendirmiştir.

Bu arada Halid’in de durumu her dakika kötüleşmektedir ve koma halindedir. İstihbarat Başkanı panzehirinin olduğunu söylemesiyle Kral derhal gereğinin yapılmasını emreder. Panzehir, herhangi bir aksilik olmasına karşın daha önceden operasyon yerine yakın bir otele yerleşen ajan doktordadır. Acil kodlu emirle panzehirin derhal hastanede yatan Halid’e verilmesi istenir ama hastanedeki doktorlar bunun işi bitirmek için bir tezgah olduğunu düşünüp panzehirin formülünü isterler. Zaman gittikçe daralmaktadır. Formülü vermeye yanaşılmayınca, Kral Büyükelçiliğe saklanan diğer dört ajanı almak için ordusu ile elçiliğe gireceğini söyler. Kriz gittikçe büyüyünce en büyük müttefiğin Devlet Başkanı araya girer, formülün biran önce teslim edilmesi için baskı yapmaya başlar. Baskı işe yarar, formülü alan doktorlar panzehiri hastaya enjekte eder ve hasta yavaş yavaş kendine gelmeye başlar.

Kriz sonrası heyetler gelir ama kral heyeti karşılamaz. Müzakere sonucu hapishanede bulundurdukları örgütün kurucusu ve 20 esirin serbest bırakılması istenir ve bu istek kabul edilir.

Alçakça ve aptalca yapılan bu operasyondan doğan kriz bir nebzede olsun atlatılır. Hepinizin tahmin ettiği gibi, suikaste uğrayan kişi, o tarihlerde Hamas’ın Siyasi Büro Şefi olan Halid Meşal’di.

Başbakan Benyamin Netanyahu, İstihabarat Başkanı ise Danny Yatom’du. Komşu Ülke Ürdün, kralı ise Hüseyin’di.

Panzehir formülünün teslimi sırasında araya giren en büyük müttefik ABD Devlet Başkanı Bill Clinton’dan başkası değildi.

Örgütün kurucusu olarak gördükleri kişisi ise Şehit Şeyh Ahmet Yasin’dir.

Halid Meşal geçtiğimiz günlerde ülkemize geldi. Bu gelişlerin neden habersiz olduğuna dair fikir beyan edenler oldu. Yukarıda özetlemeye çalıştığım KAYIT DIŞI OPERASYON ışığında, İsrail’in 1 numaralı düşman olarak gördüğü birinin geliş gidişlerinin neden esrarlı olması gerektiğine yanıt olacaktır kanaatimce…

ALLAH YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

2013-02-23 18:52:14
Okunma Sayısı: 27172
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.