Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 30 Mart 2017, Perşembe
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

İslam devletleri yöneticilerine açık mektubumdur

Lütfen bu ümmetin değer yargılarına karşı hassas olunuz. Ümmetin birliği için gerekli adımları atınız. Eğer hakikaten iman ehli kimselerseniz, buna mecbursunuz. Eğer derinlemesine düşünürseniz, sizler Peygamber Efendimizin halifelerisiniz. Sırf bu dahi size görevinizin ne derece mühim olduğunu hatırlatmaya yeter.

 

Biliyorsunuz müşrikler Peygamber Efendimize "Gel seni başımıza kral yapalım, gel seni en zenginimiz yapalım, yeter ki kurulu düzenimize zarar verecek hareketlerde bulunma.” diye alçakça tekliflerde bulunmuşlardı. İnsan gaflette bulunup ta bir an; ‘Acaba Peygamber Efendimiz onların tekliflerini kabul etseydi de bir sene göz yumsaydı, sonra da "Nasıl olsa kral benim, ordu emrimde, ekonomi emrimde; bir sene sabredeyim sonra herkesin Müslüman olmasını emrederim.” deseydi.’ diye düşünüyor.’ Öyle ya halk arasında kariyer sahibi olacak ve herkes ona saygı gösterecekti.

 

Ama O, bunlara iltifat etmedi. Çünkü müşriklerin fikrini biliyordu. O, sıfırdan başlayıp, yepyeni bir İslam devletini kurdu. Kendisi de devlet reisi oldu. On seneye kalmadı koskoca Arabistan yarım adasının önemli bir bölümü onun ülkesi oldu. Müşrikler şartlı devlet başkanlığı teklif etmişlerdi, O şartsız Mekke’yi teslim aldı. Onun kurduğu devlet zamanla üç kıta da hâkimiyet sağladı. Süper devletlerin reislerini tebaalarıyla birlikte kurtuluşa ermeleri için İslam’a davet etti.

 

Unutmayınız sizleri halklarınız peygamberin metodunu uygulayasınız, yeryüzünde hakkın hâkim olması için çalışasınız diye devletlerine reis olarak seçtiler. Yeryüzüne adaletin gelmesi için çalışmak sizin boynunuzun borcudur. Bunun için de öncelikle sizin adil olmanız gerekir. Önce kendi halkınız için sonra da bütün insanlığa huzur getirecek çalışmalar yapmanız gerekir.

 

Leş kargalarını kılavuz edinmeniz sizi ancak çöplüğe götürür. Zalim diktatörlerin akıbetleri size ibret olmalı. Dünyadaki akıbetiniz çok da önemli değil. Ukbadaki akıbetiniz ne olacak? Sadece kendi ülkenizin halkı ukbada sizden hak iddiasında bulunmaz, bütün bir ümmet ve hatta bütün bir insanlık yakanıza yapışır haberiniz ola. Can derdine düşüp de zalimlerle işbirliği yapıp gaflet deryasında yüzmeyiniz.

 

Yapacak çok işiniz var. Sizler Müslümansınız. Bulunduğunuz görevi siz kendiniz mücadele edip elde etmediniz. İşbirliği yaptığınız zalimler de bahşetmedi. Belki zahiren öyle gözükse de asıl, Şanı Yüce Allah diledi İslam devletlerinin idarecisi olmanızı. Siz şimdi batılıların zalim düzenine birer piyon olmuşsunuz. Biliyorum bu biraz ağır bir ifade. Ama başka bir izahı da yok. Lütfen bir an evvel bu yaftadan kurtarın kendinizi. Bedenleriniz dünyada belki bir süre sözüm ona rahat yüzü görecek. Ancak, ruhlarınızın her dem ızdırap içerisinde olduğunu hissediyorum. Oysa bunun tam tersi olmalı yani gerekirse bedenleriniz acı çekmeli, ruhlarınız ise huzur içerisinde olmalı.

 

Neden korkuyorsunuz? Canınızdan mı? O, Şanı Yüce Allah’ın değil mi? Yoksa malınızdan mı? Ya da evlad-ı iyalinizden mi? Öğleyse size yine Şanı Yüce Allah’ın ayetini hatırlatırım. "…Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” (Tevbe/24)

 

Hele ki Devlet-lü iseniz sorumluluğunuz katmerlidir alim Allah. O Allah ki yapılanları karşılıksız bırakmaz. Ama tövbe edenler başka. Ebedi hüsran da var. Ama siz ebedi saadeti tercih edin. Şanı Yüce Allah’a teslim olun, ayetlerini kale alın ve buyruklarına boyun eğin: "Allah’a ve Resul’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. Şımarıp böbürlenmek, insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkaranlar (müşrikler) gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını kuşatıcıdır.(Enfâl/46,47)

 

Belki "Üzerine vazife değildir.” de diyebilirsiniz. Ama ben sizleri bir Hattab oğlu Ömer olarak kabul etmek istiyorum. Yanlışınız var beyler! Kendimi bir Ebu Zerr olarak görüp, bu aciz satırlarımla uyarmak istiyorum. Ya da Ebu Zerr’ce bir duruşla kılıcımla düzeltmek istiyorum. Ey Reislerim; Fırat’ın kenarında milyonlarca sahipli kuzuları kurtlar kapıyor! Milyonlarca mümine ninelerim aç torunlarına taşlar kaynatıyor. Milyonlarca Hamzalar, Caferi Tayyar’lar, Talha bin Übeydullah’lar, Halid bin Velid’ler toprağa düşüyor. Milyonlarca Aişe’ler, Sümeyye’ler, küfrün vahşi pençesinde sefalet çekiyor… Avazım çıktığınca bağırıyorum!...

 

 Nerdesiniz?... Neredesiniz?!...

 

2012-12-09 13:22:31
Okunma Sayısı: 9097
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.