Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 26 Kasım 2020, Perşembe
Son Dakika: 00:00 » Aşırı Kilo Aldıysanız Geç Olmadan Doktora Görünün - Op. Dr. Levent Bakışgan Obeziteyi Anlatıyor 22:14 » Op. Dr. Levent Bakışgan, Türkiye'de Sağlık Turizmi Her Geçen Gün Artıyor 21:20 » Covid-19 (Corona) Virüsüne Karşı Nasıl Beslenmeliyiz? 22:58 » Op. Dr. Levent Bakışgan İlk Pandeminin Tarihten günümüze etkilerini anlatıyor 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti

Görüyor Fakat İşitmiyor!


 

Aç devenin yemek kabına hücum ettiği gibi ahir zamanda dünya milletleri üzerinize hücum edecektir” dediği zaman peygemberimiz(s.a.v) Sahabe-i kiram sorar; " Ya rasulullah biz o zamanlarda az mı olacagız ki; Hayır siz o gün daha da fazlasınız, suyun önünde giden çer-çöp gibisiniz. Allah o gün"vehn”’i kâfirin kalbinden alır sizin kalbinize yerleştirir."Vehn” nedir?Ya rasulullah derler."Vehn” ; Dünya sevgisi ve Ölüm korkusu.Ebu Davud’daki bu hadiste,Allah rasulu; iki kelime ile özetlediği mesele, bugün dünya üzerinde uluslar arası devletlerinstartejisini oluşturmaktadır.Önce şu konuya bir açıklık getirelim.

 

Kasası, tasası yerinde olan birisi, yazın yazlık’da, kışın kışlık’da, bir eli yağ’da bir eli bal’da, sıcak sudan soğuk suya girmeyen bir el ve altında krallara layık bir jeep ya da başka birşey…..Böyle bir insan sizce ölmek ister mi? Hayır, yumuşak döşekten ve sıcak yorga’nın içerisinden kalkamayan bir nesil bunları asla düşünmek dahi istemeyecektir. Yani, birinsana korkuyu musallat etmek isterseniz, önce onun refah düzeyini bir yükseltmek lazım, refah düzeyi yükselen bir insanın kalbi yönüde sağlam değilse, yani eğitimi yarım ve meselelerin de şuurunda değilse, eğilimlere hazır demektir. Kalben bağlandığı elindekileri, kaybetmek istemeyen bu şahıs, kaybetmemek için neler vermez ki, yolculuğunu unuturak……
İşte bugün Ortadoğu ve İslam dünyası üzerinde oynanalardan birtanesi budur. Zifiri karanlıkta, ak sütün içerisindeki, ak kılı seçme basireti gösterilmediği zaman bunlar anlaşılamıyacaktır. Şeytan bugün itibari ile sağdan yanaşmaktadır. Radikalizmin yükselmemesi için, "ortadoğudaki insanların hayat seviyelerinin yükseltilmesi lazımdır”, diyen İsraillin en tepesindeki şahıstır. Şaşırdınız değil mi? Nasıl oluyorda, İsrail arab’ların hayat seviyesinin yükselmesini istiyor. Diğer taraftan,eğitimi daima yarım kalmalıdır, öğretici bir eğitim yapılmamalıdır.Daima batıya muhtaç halde bırakılmalıdır.Dün Amerika’nın mühendisleri ile yarışır halde olan mühendislerimiz, bugün okullarda adından bahsettiren bir mezuniyet duyamıyoruz…

 

Dünya üzerine baktığımızda, bütün dünya milletleri, müslümanlar üzerine çullanmış gibi, nereye bakarsanız bakın müslüman kanı dökülmektedir. Hangi birisini sayayım bilmiyorum, top ve tüfekle yetmiyormuş gibi, bir de baş örtüsünden dolayı taciz edilen Avrupa’da yaşayan müslüman kesimlerin hali. Psikolojik olarak orada yıpratılmaya çalışılmaktadır. Bir tarafta, el uzatılmayan Afrikalı Müslümanlar, diğer tarafta, unutulan Uygur Müslümanlar ve eğlence bataklarına saplanmış arab ülkelerinin onulmaz yaraları. Yediğimiz yiyeceklere varıncaya kadar, pusular kurulmuş. Dünya üzerine dağılmış müslüman ümmetin başsızlık problemlerinin var olduğu açık bir şekilde gözükmektedir.

 

Demokrasi ve medeniyet getireceğim diye Iark’a giren Amerika, binlerce ölüm, yetim ve tecavüzler, işkenceleri defterine yazdırarak, Afganistan tarafına geçmiştir. "Neden Afganistan ?... ileriki yazımızda bu konuyu ayrıntılı olarak ele alacağız.” O bölgeye gittiği günden beri, ölümler, kanlar,işkenceler ve bölge halklarının ızdırapları dinmek bilmez bir şekilde devam etmektedir. Nereyi tutsak elimizde kalıyor."Batı felsefesinde,Alman felsefesinde,insanın ilah olmaması için günah işlemesi gerek”zihniyetiyle hareket eden bir batı zihniyetin de, insan haklarından, merhametten ya da onunla benzer eşanlamlı şeyleri konuşamazsınız. İşte tam bunlar olurken, acı olan şey, şudur ki; Kasası,tasası yerinde olanlar,elindekileri kaybetmemek için, kımıldamıyorlar bile…. Sanki yatakda da olsa ölüm kendine gelmeyecek….Rahata tapanlar, rahatperesler hiç bir şeyde başarılı olamazlar. Karşımızdaki, sinsi düşmanlar bunları bilmektedir. Tumturaklı sözler hiçbir işe yaramamaktadır.

 

İsrail mescid-i Aksaya giriyor birkaç müslümanın haricinde seslenen yok. Türkistanda, müslümanlara olmadık işkenceler ve idamlar yaşatılıyor yine kımıldayan yok. Hala birileri camileri yıktırıp ,ezanlardan rahatsız olduğunu söylüyor, yine çıt yok. Peki biz dünyada azmıyız ki, aksine daha da bügün fazlayız. Bugün dünya nüfüsunun ,neredeyse üçte birini Dünya Müslümanları oluşturmaktadır. Peki neden hep ölen müslüman, dökülen müslüman kanı, çiğnenen müslüman namusu.

 

Ben söyleyeyim; "Rahata tapma ve ölüm korkusu”. Elindekini kaybetmeme korkusu. Yanlış anlaşılmasın ki, terk-i dünya yapılsın demek istemiyorum, ama eldekilere de kalben bağlanılmasın diyorum…Yolda konaklayan bir yolcu gibi olunduğu zaman, istediğin kadar dünya malı yığabilirsin, mahsuru yoktur. Çünkü sağ elle gelen, sol elle çıkar, Mevlana misali….Sanırım hastalığı anladınız. Biz bunlardan soyutlanmadığımız müddetce hiçbir zaman bir şey elde edemeyeceğiz.Kaybedecek bir şeyleri olmayanlar, ölümü sevecektir. Hayat seviyesi yüksekolanlar,bırakmak istemeyecektir. İşte tam buradan limana yaklaşılmaktadır. İşte buraya dikkat!....

 

Bugün dünyada ki Müslümanları, yeniden kendi kontrollerine almak için metodlarını değiştirmişlerdir. Dün tanklarla İslam ülkelerine saldıranlar, bugün üniversitelerimize, ekonomimize ve eğitimimize kısacası beynimize, düzenimize saldırmaktadır. Müslüman’a hayat hakkı tanınmamaktadır. Bunlar, yüzümüze gülünerek yapılmaktadır. Dünyayı şekillendireceğim diye, kendilerine uyumlu hale sokmak için her tarafta bugün ateş yakılmakatdır.

 

Bugün medeniyetten bahsedenleri izlerken aklıma Ömer Muhtar ve Libya, Fransızlar tarafından Çad’da satırlarla doğranan İslam alimlerini hatırlıyorum, Çanakkale’den götürdükleri Türk esirleri, mısır’da olmadık işkencelere tabi tutan İngilizleri hatırlıyorum, Fransızlar tarafından, helikoptere bindirilerek binlerce yükseklikten aşagıya atılan cezayir’li Müslümanları hatırlıyorum. Irak’ta ölenleri, hapishanelerde işkence altında kalanları, ortalığa saçılmış inci taneleri,ebeveynlerini kaybetmiş yetimleri hatırlıyorum. Afganistanı,Uyguru, ve Avrupanın göbeğinde ki Bosna’yı hatırlıyorum, medeniyetin beşiği(!) olarak gösterilen batı’yı hatırlıyorum. Medeniyet bu mu? İnsanlık bu mu? Hangi medeniyet?... Hangi insanlık?....

 

Bakmayın, hem tükürün çehre-i murdârımıza!

 

Tükürün: belki biraz duygu gelir ârımıza!

 

Tükürün cebhe-i lâkaydına Şarkın, tükürün!

 

Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!

 

Tükürün, milleti alçakça vuran darbelere!

 

Tükürün onlara alkış dağıtan kahpelere!

 

Tükürün Elh-i Salibin o hayâsız yüzüne!

 

Tükürün, onların asla güvenilmez sözüne!

 

Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:

 

Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!

2012-11-16 00:07:47
Okunma Sayısı: 21065
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.