Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 26 Kasım 2020, Perşembe
Son Dakika: 00:00 » Aşırı Kilo Aldıysanız Geç Olmadan Doktora Görünün - Op. Dr. Levent Bakışgan Obeziteyi Anlatıyor 22:14 » Op. Dr. Levent Bakışgan, Türkiye'de Sağlık Turizmi Her Geçen Gün Artıyor 21:20 » Covid-19 (Corona) Virüsüne Karşı Nasıl Beslenmeliyiz? 22:58 » Op. Dr. Levent Bakışgan İlk Pandeminin Tarihten günümüze etkilerini anlatıyor 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti

Bölgenin Güçleri ve Suriye

Her gün bir adım daha atıldıkça, Suriye gerçeği biraz daha öne çıkmaktadır. Bazı, tamamen gözükmeyen güçlerin perde arkasında ki, başlarının ucu gözükmektedir. Fakat, Suriye olayı, çok başlı bir ejderha gibi kendini göstermektedir. Bu da tarihi itibari ile bu günümüze kadar gelen çok farklın unsurların aynı bölgede İslam’ın"Ümmetçilik” anlayışı ile hep birlikte yaşamışlar. Osmanlı döneminde dahi bu kadar farklı milletlerin yan yana yaşamalarına rağmen, böyle belirgin tedirginlikler olmamıştı.

Batı sömürgeciliğinin hız kazandığı geçtiğimiz yüzyılın başından itibaren yerleştikleri, bölgelerin tapularına dahi üzerlerine yapan batı kapitalizmi… Sömürüyü bırakıyor gözükürken, diğer taraftan da modern köleler oluşturmaya başladı. Yani sizin anlayacağınız, beyinleri sömürmeye başladı. Bugüne kadar zorla köle tutulmadı, gemilere yüklenmedi. "Modernite” hastalığına tutulanların kendileri geldi, köle olmak için… Tüm bunlar adım adım yüzyıl boyunca birbirlerini takip etti. Her bölgede, farklı parazit meydana getiren gruplar meydana getirildi. Elbette bunlar belli bir çalışmanın ürünüydü.

Bölgede aktif rol oynayan İran, imam Humeyni tarafından yapılan, İran devrimi sonrasında, geçtiğimiz dönemde yöneticilik yapmış üst düzey kurmaylarında bir tanesini Lübnan’a göndererek, İran ile İsrail arasında bir tampon bölge oluşturması ile başlayan ve daha sonra mezhep çalışmasına dönen, Lübnan’dan başlayarak, Irak ve Suriye hattını oluşturma çalışmaları bugünkü halini almıştır. Aynı zamanda, Türkiye içerisinde var olan yazar çizer gruplarıyla da kendine taraftar edinmeye başlamıştır. Özellikle Suriye’ye yakın bölgelerde bu yoğunluk oluşmaktadır. Hatt-ı zatında, İran’a Türk halkı bir şey demiyor. Sevenleri de var ama, işin mezhep boyutuna taşınması bu bakış açısını değiştirmektedir.

Bölgede oynayan diğer güç Rusya. Son günlerde, büyüyen Türkiye gibi, Rusya da atağa geçti. Yeni kanunlar, yeni oluşumlar ve farklı atılımları ortaya atarak hala buradayım demeye başladı. Sosyalist Rusya adeta kapitalizmin boyunduruğu altına girmeye başladı. Yani kapitalist bir Rusya’yı orta vadede göreceğiz anlamına gelmektedir. Rusya kale olarak kullandığı Suriye’yi elbette kaptırmak istemeyecektir. İran’la aralarındaki ihtilafa rağmen Rusya, Suriye’yi savunmaya, arka çıkmaya devam ediyor. Ne zaman kadar, diğer bir Ortadoğu bölgesinden kendisine de bir pay verilene kadar…

Rusya’da aynen İran gibi Orta Asya ve Ortadoğu da örgütlenmesine devam etmektedir. Diğer uzak güç Çin devleti… Doğu Türkistan da yaptığı zulmü adeta unuttururcasına, Suriye deki Esed vahşetine göz yummaktadır. Bir taraftan, Doğu Türkistan da zulmüne devam ederek, en basiti kültür emperyalizmi uyguladığı Doğu Türkistan halkının "ana dilini” unutturmak için, memur imtihanlarında Çin’ceyi ön plana taşıyan Çin, bir taraftan da Afrika ve Ortadoğu da yani İslam ülkelerinde, örgütlenmesine devam etmektedir.

İşte tüm bunların arkasında da ayrı bir güç var. Ben bu yazıda bunlara girmek istemiyorum. Uzun süreceğinden dolayı. Şimdi, Türkiye bu zamana kadar ne yaptı. İran, Rusya ve Çin bu bölgelerde insanları bir taraftan örgütlerken, bir taraftan da senaryo yazmaya başladılar, bu piyonlar üzerinden. Şu andaki Ak Parti hükümetiyle başlayan çalışmalar daha öncesi hükümetler zamanında başlaması gerekiyordu. 1978’den bu yana; İran, örgütlenmesini sürdürerek bu hale gelmiştir bölge üzerinde. Rusya dahi 90’lı yıllarda hız kazanmıştır. Bu gün bir takım aksaklıklar oluyorsa, tüm bu hatalar önceki hükümetlerin hatalarıdır. Bir takım, köklü sorunlar şu anda rahat aşılıyorsa bu da şu andaki hükümetin basiretli kıvrak zekalarıyla, alabora olmadan gemiyi yürütmelerindendir. Böyle bir zamanda eski hükümetlerden birisi olsaydı, şu an memleket batmıştı.

Bu zaman kadar, ne Irak Türkmenleri ne Orta Doğu da ne de Kafkaslarda faaliyetlerde bulunulmamış sadece Ankara kulislerinde "lak lak” edildiğini gösteriyor tüm bunlar. Hayatlar oturmayla geçtiği için, bugün açılımları da benimseyemiyorlar. Çıkmış muhalefet, ne işin var Orta Doğu da diyor. Ne demek ya, asıl geç kalmamızdan dolayı hayıflanılması gerekmektedir. Bu konuyu bir dahaki yazımda ele alacağım.

2012-06-29 23:55:38
Okunma Sayısı: 18440
Yasal Uyarı: Dünya Times yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm haklarının sahibidir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.