Dünyadan ve Türkiye'den Güncel Haberler| 15 Ağustos 2020, Cumartesi
Son Dakika: 12:06 » Gine Cumhurbaşkanı Conde TBMM'yi ziyaret etti 11:05 » Tunus'ta uçak mühendisi Zevvari'nin öldürülmesi protesto edildi 11:02 » EPDK'nın ilk Türk lirası doğalgaz ihalesine 5 talip 10:36 » Meksika'da havai fişek mağazasında patlama: 26 ölü 13:56 » Messi evleniyor 13:55 » İki yılda 70 kilo verirken takipçilerinin de zayıflamasını sağladı 12:42 » Salı gününden itibaren sıcaklıklar azalacak 12:41 » 4 bin infaz ve koruma memuru alınacak 12:13 » TFF: Bugün ve yarın oynanacak tüm maçlar öncesinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulunulacak 00:50 » İçişleri Bakanı Soylu: İki patlama olduğu arkadaşlarımız tarafından değerlendirildi 22:42 » Süleyman Soylu İstanbul'a hareket etti 22:40 » Fransa'da olağanüstü hal uzatılıyor 22:35 » Dışişleri Bakanlığı'ndan ABD'ye uyarı 22:26 » 22 bin 85 kişinin TSK ile ilişiği kesildi 10:42 » Arakan'da "insanlığa karşı suç" işleniyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Irak'tan bağırman çağırman önemli değil

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı İbadi hakkında, "Irak'tan senin bağırman çağırman bizim için hiç de önemli değil, biz bildiğimizi okuyacağız, bunu böyle bilesin." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim Türkiye olarak hem ülkemize yönelik terör tehdidinin kaynaklarını barındırması hem de bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuz gereği meseleye müdahil olmamızı istemeyenler, diğer ülkelere ses çıkarmıyor. Halbuki eğer Irak ve Suriye'nin başı dertteyse, sorunun çözümü için her türlü çabayı göstermek, tedbiri almak, en çok Türkiye'nin sorumluluğudur." dedi.

<br class="k-br" />

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Avrasya'da İslam; Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspektifi" temasıyla Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen 9. Avrasya İslam Şurası açılışında, toplantıda çeşitli Avrupa ülkelerinden Asya'ya kadar, Müslümanların azınlıkta bulunduğu bölgelerden gelen katılımcılar bulunduğuna değindi.

Erdoğan, bu toplantının asıl öneminin, Türkiye'de 15 Temmuz'da yaşanan darbe girişiminin ardından yapılması olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Ülkemizdeki darbe klasik bir darbe girişimi olsaydı, bu şuranın gündeminde yer almazdı. 15 Temmuz'u farklı ve bu heyet açısından önemli kılan husus; darbe girişiminde bulunanların kendilerini dini bir cemaat, liderlerini de sözüm ona mehdi olarak görüyor olmalarıdır. Darbecileri motive eden, yıllar boyunca kendilerini gizlemek için adeta çift kişilikli bir hayat sürmeye iten, sonuçta kendi milletine ve ülkesine silah doğrultacak, kan akıtacak şekilde gözlerini karartan sebepleri çok iyi tahlil etmeliyiz. Çünkü bu tehdit sadece Türkiye'ye mahsus bir tehdit değildir. İslam coğrafyasını kana ve ateşe bulayan El- Kaide gibi, DEAŞ gibi, bu tür örgütlerin de kendilerince çok ulvi gayelere hizmet ettiğini düşünen kişilerden oluştuğunu unutmamalıyız. Fetullahçı Terör Örgütü, kısaca FETÖ olarak adlandırdığımız yapı hem itikadi sapkınlığıyla hem de eğitim ve ticaret odaklı yöntemleriyle Müslümanlar ve tüm dünya için DEAŞ kadar önemli bir tehdittir."

 "FETÖ bir cemaat veya dini grup değil"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra ağustos ayı başında toplanan, ülkenin en önde gelen alimlerini, din adamlarını ve eğitimcileri bir araya getiren Olağanüstü Din Şurası'nda bu konuda önemli tespitlerin yapıldığını söyledi.

Her şeyden önce FETÖ'nün bir cemaat veya dini grup olmadığı üzerine görüş birliğine varıldığını anlatan Erdoğan, bu örgütün dini istismar eden, amaçları için her türlü yöntemi meşru gören, şaibeli kaynakları olan, ümmeti ve tevhidi parçalamak için çalışan, gizli yapısı sebebiyle gerçek yüzü görülemeyen bir fitne hareketi olduğunu kaydetti.

Erdoğan, "Avrasya coğrafyası, FETÖ'nün ülkemiz dışındaki ilk açılım alanı ve en yoğun faaliyet gösterdiği bölgedir. Doğu Avrupa ve Orta Asya'da uzun bir fetret döneminin ardından elde edilen özgürlük ortamı, bu örgüt tarafından alabildiğince istismar edilmiştir. Bölgedeki Müslümanların hizmete, ihyaya, irşada en çok ihtiyaç duydukları bir dönemde öne çıkan bu örgüt, maalesef sadece kendi hegemonyasını kurmak için çalışmıştır. Bu şura vesilesiyle FETÖ'nün gerçek yüzünün Avrasya coğrafyasının her köşesinde çok daha hızlı bir şekilde ifşa edileceğine inanıyorum. Sizlerden, bu gayreti, bu desteği özellikle bekliyoruz, bekliyorum."

İslam dünyasının sadece terörizm saldırısı altında acı çekmekle kalmadığını, aynı zamanda terörizm bahane edilerek hem bölünmeye çalışıldığını, hem de ağır ithamların hedefi olduğunu belirten Erdoğan, özellikle Ortadoğu'da, Kuzey Afrika'da ve Güney Asya'da yaşanan terör eylemlerinde ölenlerin ve öldürülenlerin Müslüman olduğunu, öldürenin "Allahuekber" diyerek öldüğünü, ölenin de "Allahuekber" diyerek son nefesini verdiğini dile getirdi.

"Benim Sünnilik diye bir dinim yoktur"
Erdoğan, "Mezhepçilik fitnesi, İslam dünyasına müdahalelere kapı açan bir diğer önemli gerekçeyi oluşturuyor. Bugün Irak'ta, Suriye'de, Yemen'de, geçmişte Lübnan'da, hatta bir dönem Türkiye'de aynı oyun oynandı, oynanıyor. Her fırsatta ifade ettim, burada bir kez daha tekrarlıyorum. Benim, yanlış anlamalar vesaire olabilir ama söyleyeceğim, benim Sünnilik diye bir dinim yoktur, benim Şiilik diye bir dinim de yoktur, benim dinim, din-i mübin olan İslam'dır." diye konuştu.

"Kendi planımızı, kendimiz uyguluyoruz"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak'ta DEAŞ terör örgütüne karşı yürütülen operasyona dünyanın dört bir yanından 63 ülkenin müdahil olduğunu, Suriye'de benzer bir durum bulunduğunu, diğer ülkelerde de manzaranın farklı olmadığını dile getirdi.



Erdoğan, şunları söyledi:

"Bizim Türkiye olarak hem ülkemize yönelik terör tehdidinin kaynaklarını barındırması hem de bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuz gereği meseleye müdahil olmamızı istemeyenler, diğer ülkelere ses çıkarmıyor. Halbuki eğer Irak ve Suriye'nin başı dertteyse, sorunun çözümü için her türlü çabayı göstermek, tedbiri almak, en çok Türkiye'nin sorumluluğudur. Bu, her şeyden önce kardeşliğin, komşuluğun bir gereğidir. Bunun için de bir yerlerden izin almaya ihtiyacımız yoktur, almayı da düşünmüyoruz. Bunun da böyle bilinmesini özellikle ifade ediyorum. Bazı ülkeler, binlerce kilometre uzaktan gelip Afganistan'da ve daha pek çok yerde, kendine tehdit oluşturduğu iddiasıyla operasyon yapacak, Türkiye yanı başında 911 kilometre Suriye sınırı, 350 kilometre Irak sınırı, buradaki tehlikeye müdahale edemeyecek. Biz, bu çarpıklığı asla kabul etmiyoruz."

Erdoğan, Suriye'de "Sabır, sabır, sabır" dediklerini ifade ederek, 14 yaşındaki bir çocuğun futbolcu Lionel Messi'nin formasıyla canlı bomba olarak Gaziantep'teki bir kına merasimine gönderildiğini, patlayan bombanın 56 kişinin ölümüne, yaklaşık 100 kişinin yaralanmasına sebep olduğunu anımsattı.

"Hiç sesleri çıktı mı? Batı dünyasının sesi çıktı mı?" diye soran Erdoğan, "Hayır. Biz ne dedik? 'Artık durulmaz' dedik, Cerablus'a girdik ve DEAŞ'ı Cerablus'tan attık. Oradan atmakla kalmadık, bunu ılımlı muhaliflerle yaparak, arkasından El Rai'ye girdik, Rai'den de attık. Şimdi güneye doğru bu DEAŞ'ı, PYD'yi, bunları sürüklüyoruz. ABD'ye dedik ki 'Münbiç'te PYD ve YPG olmayacak.' Bizzat bana Sayın Başkan 'Olmayacak' dedi. 'Buranın yüzde 90-95'i Arap, siz niye buraya PYD'yi, YPG'yi sokuyorsunuz? Buraları temizlemekse, bunu beraber temizleriz. Koalisyon güçleri, hep beraber el ele verir, burayı temizleriz. Niye buraya bunları sokuyorsunuz?' dedik. 'Merak etmeyin, bunlar buraya girmeyecek.' Bu sözü vermelerine rağmen tutmadılar. Biz de şu anda kendi planımızı, kendimiz uyguluyoruz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu anda Irak'ta, yakında da Musul'da yapılacak operasyonlara aynı anlayışla, nasıl Cerablus'ta katıldıysak, nasıl Rai'de katıldıysak, evet şimdi yine söylüyorum. Şahsıma hakaretler ediyor, sen benim zaten muhatabım değilsin, seviyemde değilsin, kıratımda değilsin, kalitemde değilsin, Irak'tan senin bağırman çağırman bizim için hiç de önemli değil, biz bildiğimizi okuyacağız, bunu böyle bilesin. Kim bu? Irak'ın Başbakanı. Önce haddini bil... Şu anda kendileri Başika üssünü kurmamız için Sayın Davutoğlu döneminde bizlere talepleri var, bunların hepsinin canlı kayıtları var ve bugün yarın bunların hepsi televizyonlarda yayınlanacak. Buna rağmen Başika üssüne girilmiştir, şimdi diyor ki; 'Buradan çekilin.' Türkiye Cumhuriyeti'nin ordusu sizlerden talimat alacak kadar kalitesini kaybetmiş değildir. Gereği neyse bunu biz gerektiği şekilde bugüne kadar nasıl yaptıysak yapmaya devam edeceğiz." dedi.

"Türkiye'nin kimsenin bir karış toprağında gözü yoktur"
Erdoğan, "Türkiye'nin, kimsenin bir karış toprağında gözü yoktur, egemenliğinde gözü yoktur. Bin yıldır beraber, kardeşçe yaşadığımız bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Bizim kendi topraklarımızın güvenliğini sağlamak ve bölgedeki Müslümanların esenliğini istemek dışında bir gayemiz söz konusu değildir." diye konuştu.

"Irak'a ırak kalamayız"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Irak'taki bütün bu gelişmeler karşısında biz Irak'a ırak kalamayız. Seyirci kalamayız. Oradaki kardeşlerimizin çağrısına sağır kalamayız. Hemen her gün vatandaşlarını PKK ve DEAŞ terörüne kurban veren bir ülke olarak buradaki gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Suriye ve Irak yönetimlerinin ülkemize yönelik insaf sınırlarını aşan itham ve ifadelerinin hiçbir makul tarafı bulunmuyor. Irak ve Suriye'de terörle mücadele için bulunduklarını söyleyen ülkelerin çoğunun derdinin buralardaki insanlar olmadığını geçtiğimiz 6 yılda yitirilen yüz binlerce can, tahrip edilen koskoca bir tarihle acı bir şekilde hep birlikte gördük. Bu tablo karşısında azıcık vicdanı olan, mensubu bulunduğu dine hürmeti, topraklarındaki mazlumlara saygısı olan kimse Türkiye'ye destek olur, Türkiye'nin önünü açar." dedi.

Erdoğan'dan 56 ülke devlet ve hükümet başkanlarına mektup
Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı'ndan katılımcıların şahsında tüm dünyaya seslenirken, İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanı olarak 56 ülkenin hepsinin devlet ve hükümet başkanlarına bir mektup gönderdiğini bildirdi.

Mektubun birkaç gün içerisinde de kendilerine ulaşacağını dile getiren Erdoğan'ın okuduğu mektup şöyle: 

"İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanlığı sıfatımla en kalbi selamlarımı sunarak Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'nde kabul edilmiş bulunan terörizme destek verenlere karşı adalet yasasına ilişkin kaygılarımı ve bu husustaki çağrımı sizinle paylaşmak istiyorum. Bu konuda ülkem tarafından 23 Eylül 2016 tarihinde yayınlanan ve bilahare tüm İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelere dağıtılmış olan basın açıklamasında vurgulandığı üzere, bu yasanın uluslararası hukuka, devletlerin egemenliği, eşitliği ve suçun şahsiliği ilkesi başta olmak üzere Birleşmiş Milletler şartında yer alan temel ilkelere uygun olmadığı inancındayız. Bunun yanı sıra çifte standartlı yaklaşımların ürünü olan bu yasanın, terörle mücadele alanı dahil uluslararası iş birliğine ciddi zararlar verme potansiyeli taşıdığını da düşünüyoruz. Önemli küresel ve bölgesel sınama ve tehlikelerle baş etmeye çalışan uluslararası toplumun bu aşamada ilgili yasanın yol açması muhtemel bölünmelerden olumsuz etkileneceğinden endişe etmekteyiz. Bu endişenin İslam İşbirliği Teşkilatı'nın bütün üyelerince paylaşılacağından kuşku duymuyorum. Nitekim bu hatalı yaklaşıma karşı uluslararası düzeyde ilk tepkilerden biri 14 Eylül 2016 tarihli açıklamasıyla İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Sayın Genel Sekreteri'nden gelmiştir. Bu çerçevede İslam ülkeleri olarak aramızdaki dayanışmayı ve eşgüdümü pekiştirmemiz, bu yasanın uluslararası terörle mücadeleye olası neticelerine karşı teşkilatımız bünyesinde ortak bir tutum belirlememiz gerektiğine inanıyorum. Bu düşüncelerle en samimi temennilerimi ve hürmetlerimi sunarım." 
AA
2016-10-11 16:46:34
  • Ziyaret: 12808
  • (Suanki Oy 0.0/5 Yildiz) Toplam Oy: 0
  • 0 0